Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) savcılarının, Sudan'da Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (RSF) yönelik hazırladıkları tutuklama emri talebini, bölgedeki vahşet eylemleri artarken rafa kaldırdığı ortaya çıktı. Middle East Eye'ın elde ettiği özel bilgilere göre, ICC savcıları, 2023 yılında Darfur'da işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilgili olarak RSF komutanları hakkında tutuklama emri çıkarılması için delil toplamıştı. Ancak, Mahkeme içi değerlendirmelerde bu talebin geçici olarak rafa kaldırıldığı belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, RSF ile Sudan ordusu arasında şiddetli çatışmalara dönüşmüş, binlerce sivil hayatını kaybetmişti. Özellikle Darfur bölgesinde etnik temizlik ve toplu katliam iddiaları gündeme gelmişti. ICC, 2005 yılından bu yana Darfur'daki suçları soruşturuyor; eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir hakkında da tutuklama emri bulunuyor. Yeni gelişmede, ICC savcılarının RSF lideri Hemedti ve diğer üst düzey komutanlar hakkında hazırladığı iddianame, Mahkeme yargıçlarına sunulmadan önce durduruldu. Kaynaklara göre, bunun nedeni diplomatik baskılar ve delillerin yeterli görülmemesi değil, siyasi hassasiyetler. ICC Başsavcısı Karim Khan'ın, dosyayı ilerletmek için Sudan hükümetiyle iş birliği yapmaya çalıştığı, ancak siyasi istikrarsızlık nedeniyle başarılı olamadığı belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, uluslararası adalet mekanizmalarının büyük güçlerin ve bölgesel aktörlerin çıkarları karşısında ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Sudan'daki çatışmada Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) RSF'ye destek verdiği iddiaları bulunuyor; BAE daha önce ICC üzerinde baskı kurarak soruşturmaların yavaşlatılmasını sağlamıştı. Öte yandan, Rusya ve Çin'in Sudan'daki çıkarları da ICC'nin kararlarını etkileyebiliyor. Tutuklama emrinin rafa kaldırılması, Darfur'da mağdur olan siviller için adaletin bir kez daha ertelenmesi anlamına geliyor. BM insan hakları raporörleri, RSF'nin sivil altyapıyı hedef aldığını ve etnik temizlik yaptığını belgelese de, ICC'nin harekete geçmemesi uluslararası toplumda tepki çekiyor. Afrika Birliği, çatışmanın çözümü için arabuluculuk çabalarını sürdürürken, ICC'nin bu tutumu, kıtada adalete olan güveni sarsıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da hem RSF hem de ordu ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Ankara, çatışmanın başından bu yana taraflar arasında diyalog çağrısı yapmış ve insani yardım sağlamıştır. ICC'nin tutuklama emrini rafa kaldırması, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik manevra alanını genişletebilir; zira Ankara, taraflarla ilişkilerini sürdürürken uluslararası yargı sürecinin tıkanmasından olumsuz etkilenmeyebilir. Ancak, Darfur'da işlenen suçların cezasız kalması, Türkiye'nin insan hakları odaklı dış politikasıyla çelişebilir. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nde kalıcı üyelik hedefi doğrultusunda, uluslararası hukukun üstünlüğüne verdiği önemi vurgulamalı ve ICC sürecinin canlandırılması için inisiyatif alabilir. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlığın Kızıldeniz güvenliğine etkisi, Türkiye'nin deniz gücü ve ticaret yolları açısından önemli; bu nedenle Ankara, çatışmanın sona ermesi için arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırmalıdır.