Eski bir Avelo Airlines uçuş görevlisi olan Arianne Campbell, Amerikan Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın (ICE) sınır dışı uçuşlarında Federal Havacılık İdaresi'nin (FAA) güvenlik düzenlemelerini sistematik olarak ihlal ettiğini iddia ederek dava açtı. Campbell'in avukatı, müvekkilinin 'kariyerini korumak ile güvenlik endişelerini dile getirmek arasında seçim yapmak zorunda kalmaması gerektiğini' belirtti. Dava, ICE'in sivil uçakları kullanarak gerçekleştirdiği sınır dışı operasyonlarının, bu uçuşların yeterli güvenlik denetimine tabi tutulmadığını ve uçuş ekibinin özel eğitim almadığını ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Dava dilekçesine göre, ICE sınır dışı uçuşları, ticari havayolları gibi standart FAA düzenlemelerine tabi değil. Uçuşlarda görev alan personelin, sivil havacılıkta zorunlu olan güvenlik eğitimlerini almadığı, uçakların bakım kayıtlarının düzenli tutulmadığı ve uçuş sırasında acil durum prosedürlerinin yetersiz olduğu iddia ediliyor. Arianne Campbell, Avelo Airlines'ta çalışırken birden fazla ICE sınır dışı uçuşunda görev yaptı. Bu uçuşlarda, yolcuların (sınır dışı edilenler) çoğu zaman kelepçeli olduğunu, acil çıkışların kullanılamaz hale getirildiğini ve uçuş ekibinin bu durumlarla başa çıkmak için eğitilmediğini ifade etti.
Campbell, endişelerini önce Avelo yönetimine iletti ancak bir yanıt alamadı. Bunun üzerine FAA'ya şikayette bulundu, ancak FAA'nın soruşturma başlatmadığını iddia ediyor. Dava, sivil havacılık güvenliğinin siyasi amaçlar için nasıl göz ardı edilebildiğini gözler önüne seriyor. ICE'in sınır dışı uçuşları, özellikle Trump yönetimi döneminde büyük ölçüde artmış, Biden yönetimi döneminde de devam etmiştir. Bu uçuşlar, genellikle askeri kargo uçakları yerine daha düşük maliyetli sivil uçaklarla yapılmaktadır.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu dava, sadece ABD'de değil, dünya genelinde sınır dışı uygulamalarının güvenlik boyutunu gündeme getiriyor. Avrupa'da da benzer uygulamaların olduğu biliniyor; ancak bu tür uçuşlar genellikle daha sıkı denetimlere tabi. ABD'deki bu dava, sivil havacılığın devlet operasyonları için kullanılmasının yarattığı güvenlik açıklarını ortaya koyarken, aynı zamanda ihbarcıların korunması konusunda da soru işaretleri doğuruyor. Campbell'in avukatı, müvekkilinin işini kaybetme korkusu olmadan güvenlik endişelerini dile getirebilmesi gerektiğini vurguluyor. Dava, havacılık sektöründe çalışanların hakları ve devlet operasyonlarının şeffaflığı açısından emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye için de önemli dersler içermektedir. Türkiye, son yıllarda sınır dışı işlemlerinde sivil havacılığı yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Özellikle Suriyeli ve Afgan göçmenlerin sınır dışı edilmesinde özel uçuşlar düzenlenmektedir. Bu uçuşların FAA benzeri sivil havacılık otoriteleri tarafından denetlenmesi, hem güvenlik hem de insan hakları açısından kritiktir. Türkiye'nin, uluslararası standartlara uygun olarak, sınır dışı uçuşlarında tüm güvenlik protokollerine uyması ve bu uçuşlarda görev alan personelin eğitimli olmasını sağlaması gerekmektedir. Ayrıca, ihbarcıların korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi, benzer ihlallerin ortaya çıkarılmasında hayati rol oynayabilir.