Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran'ın nükleer tesislerinde yapılacak denetimlerin kesin olduğunu belirterek, Tahran yönetiminin bu konuda henüz bir anlaşmaya varılmadığı yönündeki iddialarını reddetti. Grossi, 2024 yılı başında imzalanan ABD-İran çerçeve anlaşmasına atıfta bulunarak, tarafların bu konuda taahhütleri olduğunu vurguladı. Açıklama, İran'ın Natanz ve Fordow tesislerine yönelik bombalı saldırıların ardından geldi.
Gelişmenin Arka Planı ve Detaylar
Grossi, Viyana'da düzenlenen IAEA Yönetim Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, İran'ın uranyum zenginleştirme tesislerindeki hasarın boyutunun henüz tam olarak belirlenemediğini, ancak ajansın denetçilerinin sahada gerekli incelemeleri yapmak üzere hazır olduğunu ifade etti. İran, geçen hafta İsrail tarafından düzenlendiği iddia edilen hava saldırılarında Natanz yer altı tesisinin ciddi şekilde hasar gördüğünü, Fordow tesisinin ise daha az etkilendiğini duyurmuştu. Tahran, bu saldırıların ardından IAEA denetçilerinin tesise girişine izin verilip verilmeyeceği konusunda belirsizlik yaratmıştı.
IAEA Başkanı, imzalanan çerçeve anlaşmasının İran'a zenginleştirme faaliyetlerini kısıtlama ve denetimlere izin verme yükümlülüğü getirdiğini hatırlattı. Grossi, “Anlaşma açık: İran, IAEA'nın tüm nükleer tesislerine tam ve sınırsız erişimini sağlamayı taahhüt etti. Bombalama sonrası durum bu taahhüdü geçersiz kılmaz” dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani ise daha önce yaptığı açıklamada, “Henüz denetimler konusunda kesin bir anlaşma yok. Saldırının ardından güvenlik değerlendirmesi yapılıyor” demişti.
Uzmanlar, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını ve bu tesislerdeki hasarın ülkenin nükleer programında gecikmelere yol açabileceğini belirtiyor. IAEA'nın son raporuna göre, İran yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirmeye devam ediyor; bu oran silah yapımı için gereken yüzde 90 seviyesine oldukça yakın.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İran ile Batı arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik umutları zayıflatırken, bölgede tansiyonu yükseltiyor. İsrail, İran'ın nükleer programını durdurmak için askeri seçenekleri masada tutarken, ABD ise diplomatik çözümden yana olduğunu yineliyor. Ancak Washington, Tahran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırmaya devam ediyor. Rusya ve Çin ise İran'a destek mesajı vererek, Batı'nın tutumunu eleştiriyor.
Uzmanlar, IAEA'nın denetimleri başlatması halinde, İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin daha net bir resim ortaya çıkacağını ve bunun da diplomatik süreci yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor. Ancak İran'ın iç siyasetinde muhafazakârların güçlü olduğu ve denetim taleplerine direnç gösterdiği biliniyor. Bu durum, uluslararası toplumun İran'a yönelik baskıyı artırmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran nükleer programı konusunda hassas bir denge politikası izliyor. Ankara, bir yandan İran'la ekonomik ve enerji ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan bölgesel istikrarın bozulmasından endişe ediyor. IAEA denetimlerinin yapılması, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi veya daha da ağırlaşması gibi sonuçlar doğurabilir. Türkiye bu süreçte arabulucu rol üstlenebilir; ancak ABD ve İsrail'in askeri müdahale ihtimali, bölgesel güvenliği tehdit ediyor. Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından İran'la diyalog kanallarını açık tutması ve nükleer krizin tırmanmasını önlemek için diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.