ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti talep etme girişimlerine karşı çıkarak, Tahran yönetiminin uluslararası sularda tek taraflı bir vergilendirme uygulayamayacağını belirtti. Rubio'nun açıklamaları, İranlı yetkililerin boğazın savaş öncesi koşullara dönmeyeceğini ve güvenlik hizmetleri için ücret alınabileceğini ima etmesinin ardından geldi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olup, İran'ın bu tür bir adımı uluslararası deniz ticaretini doğrudan tehdit ediyor.
Gelişmenin arka planı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesi statükoya dönmeyeceğini ve Tahran'ın boğazın güvenliği için sağladığı hizmetler karşılığında ücret talep etme hakkı olduğunu savundu. Bu açıklama, İran'ın bölgedeki askeri varlığını artırması ve Haziran ayında bir petrol tankerine el koymasının ardından geldi. Tahran yönetimi, boğazın kontrolünü bir baskı aracı olarak kullanmakla suçlanıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Rubio ise bir basın toplantısında, "Hiçbir ülkenin uluslararası sularda geçiş ücreti alma hakkı yoktur. Hürmüz Boğazı uluslararası bir su yoludur ve serbest geçiş ilkesi ihlal edilemez" dedi. Rubio, İran'ın bu tür girişimlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve ABD'nin müttefikleriyle birlikte bu tür eylemlere karşı koyacağını vurguladı. ABD Donanması, bölgedeki varlığını artırarak serbest geçişi güvence altına almak için hazırlıklar yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın kontrolü, bölgesel güç dengesi açısından kritik bir öneme sahip. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri, petrol ihracatlarının büyük bir kısmını bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. İran'ın olası bir geçiş ücreti uygulaması, küresel petrol fiyatlarını anında yükseltebilir ve dünya ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Uzmanlar, bu tür bir adımın İran'a karşı uluslararası yaptırımları daha da sertleştirebileceği görüşünde.
İran'ın 2019'da boğazda benzer bir gerilim yarattığı hatırlanıyor. O dönemde ABD öncülüğünde bir deniz güvenliği koalisyonu kurulmuş ve gerginlik düşürülmüştü. Ancak bu kez İran'ın savaş öncesi koşullara dönülmeyeceği yönündeki vurgusu, daha kalıcı bir değişiklik arayışında olduğunu gösteriyor. Bölge ülkeleri, doğrudan bir çatışmadan kaçınmak için diplomatik kanalları zorlarken, Rusya ve Çin'in bu konudaki tutumu belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir tıkanmadan doğrudan etkilenir. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonist baskıları artırabilir. Ayrıca Türkiye, bölgede deniz güvenliğinin sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Boğazın kontrolü konusunda ABD ve İran arasındaki gerilim, Türkiye'nin enerji arz güvenliği politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.