Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, önümüzdeki hafta İsviçre'de yapılması beklenen ABD-İran görüşmeleri öncesinde diplomasiye 'her fırsatın tanınması' gerektiğini vurguladı. Grossi, düzenlediği basın toplantısında, taraflar arasındaki diyaloğun başarıya ulaşması için siyasi iradenin yanı sıra teknik düzeyde de somut adımlar atılması gerektiğini belirtti. Görüşmelerin, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yeniden düzenlemesi ve ABD'nin yaptırımları hafifletme olasılığı gibi kritik başlıkları kapsaması bekleniyor.
Görüşmelerin arka planı ve nükleer anlaşmanın akıbeti
Grossi'nin açıklamaları, 2015 yılında imzalanan ve resmi adı Kapsamlı Ortak Eylem Planı olan nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması çabalarının yoğunlaştığı bir dönemde geldi. ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekildiği anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlandırmayı hedefliyordu. Ancak Tahran, anlaşmanın dağılmasının ardından nükleer faaliyetlerini hızla artırdı ve yüzde 60'a varan saflıkta uranyum ürettiğini duyurdu. IAEA'nın son raporları, İran'ın stokladığı zenginleştirilmiş uranyum miktarının anlaşma sınırlarının çok üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. Grossi, bu durumun uluslararası toplum için artan bir endişe kaynağı olduğunu ifade etti.
İsviçre'de gerçekleşecek müzakerelerin, ABD ile İran arasındaki dolaylı temasların daha somut bir zemine taşınması açısından kritik olduğu değerlendiriliyor. Taraflar, her ne kadar doğrudan görüşme masasına oturmayı reddetse de, arabulucular aracılığıyla iletişim halinde. Grossi'nin bu açıklaması, özellikle İran'ın IAEA denetçilerine yönelik kısıtlamalarını artırdığı bir dönemde, ajansın bağımsız denetim yetkisinin korunması gerektiğine de işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İsrail ve Körfez ülkelerinin endişeleri
ABD-İran görüşmeleri, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki jeopolitik dengeleri de yakından ilgilendiriyor. İsrail, başta olmak üzere Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programa sahip olmasına şiddetle karşı çıkıyor. Tel Aviv yönetimi, diplomatik çabaların yanı sıra askeri seçenekleri de masada tuttuğunu sık sık yineliyor. Grossi'nin diplomasi vurgusu, bu ülkelerin itirazlarına rağmen uluslararası toplumun müzakereci tavrını koruma çabası olarak yorumlanabilir.
Öte yandan Çin ve Rusya, İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve Tahran'ın petrol ihracatının önündeki engellerin azaltılmasını destekliyor. Bu durum, ABD'nin baskı politikası ile Çin-Rusya bloğunun diplomatik angajman politikası arasında bir gerilim yaratıyor. Grossi, tüm tarafların nükleer silahların yayılmasını önleme rejimine bağlı kalması gerektiğini hatırlatırken, ajansının bu süreçteki teknik rolünün önemine dikkat çekti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmeleri, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran'dan doğalgaz ithal eden bir ülke olarak yaptırımların hafiflemesi halinde enerji ticaretinin canlanmasından fayda sağlayabilir. Ayrıca İran'ın nükleer programına ilişkin olası bir anlaşma, Ortadoğu'da gerginliği azaltarak Türkiye'nin güvenlik endişelerini hafifletebilir. Ancak anlaşmanın başarısız olması, bölgede silahlanma yarışını tetikleyebilir ve Türkiye'yi daha karmaşık bir güvenlik ortamına sürükleyebilir. Ankara'nın, hem ABD hem de İran'la dengeli bir diplomasi yürüterek bu süreçten kazanımla çıkması mümkün.