Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında yakın zamanda varılan anlaşmanın, Birleşmiş Milletler nükleer denetim kurumuna Tahran’ın nükleer taahhütlerini denetleme sorumluluğu yüklediğini bildirdi. Tokyo’da gazetecilere konuşan Grossi, anlaşmanın IAEA’ya İran’ın nükleer faaliyetlerini izleme ve doğrulama konusunda önemli bir rol verdiğini vurguladı. Bu gelişme, uzun süredir devam eden İran nükleer meselesinde diplomasi yoluyla bir ilerleme kaydedildiğine işaret ediyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve IAEA’nın Rolü
Grossi, anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin sınırlı bilgi verirken, IAEA’nın İran’ın nükleer tesislerine erişim ve denetim yetkisini kapsadığını belirtti. Ajansın, İran’ın nükleer programının barışçıl doğasını teyit etmek için gerekli izleme ve doğrulama faaliyetlerini yürüteceğini ifade etti. Bu adım, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) yeniden canlandırılması çabalarının bir parçası olarak görülüyor. JCPOA, ABD’nin 2018’de tek taraflı olarak çekilmesiyle rafa kalkmış, İran da uranyum zenginleştirme çalışmalarını sürdürmüştü.
IAEA, uzun süredir İran’ın nükleer tesislerinde yeterli denetim yapamadığı için eleştiriliyordu. Grossi, yeni anlaşmanın bu endişeleri gidermeye yardımcı olacağını umduğunu söyledi. Ancak, anlaşmanın ne zaman yürürlüğe gireceği ve kapsamının ne kadar geniş olduğu konusunda net bir bilgi vermedi. İran ve ABD arasında dolaylı görüşmeler devam ederken, IAEA’nın rolü kilit önemde.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu anlaşma, Orta Doğu’da istikrar arayışları açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. İran’ın nükleer programı, İsrail ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgesel aktörler için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. ABD’nin yeniden devreye girmesi ve IAEA’nın denetim yetkisinin artması, bölgedeki tansiyonu düşürebilir. Ancak, anlaşmanın uygulanabilirliği ve her iki tarafın da taahhütlerine bağlı kalıp kalmayacağı belirsizliğini koruyor.
Küresel ölçekte ise, nükleer silahların yayılmasını önleme rejimi açısından önemli bir test niteliği taşıyor. Başarılı olması halinde, diğer ülkelerin nükleer programlarına yönelik uluslararası denetimin güçlendirilmesine örnek teşkil edebilir. Aksi takdirde, İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşması riski bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’a komşu bir ülke olarak nükleer müzakerelerden doğrudan etkileniyor. Anlaşma, bölgesel istikrarı artırarak Türkiye’nin güvenlik endişelerini azaltabilir. Ayrıca, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden Türkiye için İran’ın uluslararası sisteme entegrasyonu, enerji ticareti ve ekonomik iş birliği fırsatları sunabilir. Ancak, anlaşmanın başarısız olması halinde olası bir çatışma veya yaptırımlar, Türkiye’yi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmeye özen gösteriyor.