Yemen'in kuzeyinde Husi kontrolündeki bölgelerden düzenlenen topçu ateşi ve keskin nişancı saldırısında bir kadın öldü, beş sivil yaralandı. Olay, ülkedeki ateşkesin kalıcı olmaması ve sivil halkın giderek artan güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalması nedeniyle endişe yaratıyor. Saldırının sorumluluğu Husilere yüklenirken, yerel kaynaklar saldırının sivil yerleşim alanlarını hedef aldığını belirtiyor.
Olayın ayrıntıları ve bölgedeki son durum
Edinilen bilgilere göre, saldırı Yemen'in orta kesimlerinde Husi güçlerinin kontrolü altındaki bölgelerden hükümet güçlerinin kontrol ettiği yerleşim yerlerine yönelik gerçekleştirildi. Topçu ateşi ve keskin nişancı atışları sonucu ilk belirlemelere göre bir kadın yaşamını yitirdi, beş sivil de yaralandı. Yaralıların hastaneye kaldırıldığı ve tedavilerinin sürdüğü öğrenildi. Saldırının ne zaman ve tam olarak hangi bölgede gerçekleştiği henüz netleşmezken, olayın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisi bir kez daha gözler önüne serildi.
Yemen'de 2014'ten bu yana süren çatışmalar, Husi isyancıların başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başladı ve 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Birleşmiş Milletler'in defalarca ateşkes çağrısı yapmasına rağmen, ülke genelinde kalıcı bir barış sağlanamadı. 2022'de ilan edilen altı aylık ateşkes, süresi dolduktan sonra yenilenmedi ve çatışmalar aralıklarla devam ediyor. Sivil kayıplar her geçen gün artıyor; insani yardım kuruluşları, ülkedeki gıda, su ve sağlık hizmetlerine erişimin giderek zorlaştığını vurguluyor.
Husi güçleri, kontrol ettikleri bölgelerden sık sık topçu ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor. Keskin nişancı faaliyetleri ise özellikle cephe hattına yakın yerleşim yerlerinde siviller için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, hem Husileri hem de hükümet yanlısı güçleri sivil yerleşim yerlerini hedef almamaları konusunda uyarıyor. Ancak sahada denetim mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle saldırıların sorumluları hakkında yeterli soruşturma yürütülemiyor.
Sivillerin korunması ve insani kriz
Yemen, dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor. BM verilerine göre, ülke nüfusunun büyük bir kısmı insani yardıma muhtaç durumda. Çatışmalar nedeniyle yerinden edilen milyonlarca insan, zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Sağlık sistemi çökmüş durumda; hastanelerde ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada. Bu son saldırı, sivil altyapının ne kadar kırılgan olduğunu ve halkın günlük yaşamının ne denli risk altında olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmanın sona erdirilmesi için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve bölgesel güçlerin müdahalesi, çözümü zorlaştırıyor. Son saldırı, ateşkes müzakerelerini de olumsuz etkileyebilir. BM Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunarak, sivil kayıpların önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Husi yetkililerinden saldırıyla ilgili henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Husi sözcüleri, geçmişte benzer saldırıları genellikle "meşru müdafaa" olarak nitelendiriyor ve koalisyon güçlerini sivil kayıplardan sorumlu tutuyor. Bu karşılıklı suçlamalar, gerçek sorumluların ortaya çıkarılmasını güçleştiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Yemen'deki çatışma, sadece ülke içinde değil, bölgesel istikrar açısından da kritik bir öneme sahip. Husi saldırıları, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerini doğrudan tehdit ediyor; zaman zaman bu ülkelere yönelik füze ve İHA saldırıları düzenleniyor. Bu durum, Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarının güvenliğini de riske atıyor. Son dönemde Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel tedarik zincirinde aksamalara yol açtı ve bölgedeki askeri varlığı artırdı.
ABD ve İngiltere, Husilerin deniz saldırılarına karşılık olarak bazı askeri operasyonlar düzenledi. Ancak bu operasyonlar, çatışmayı daha da körükleyebilir. Uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir barış anlaşması için çaba harcarken, sivil kayıpların artması bu çabaları baltalıyor. Son saldırı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Yemen konusundaki bölünmüşlüğünü de gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, Yemen'de kalıcı barışın sağlanması için sadece askeri değil, siyasi ve ekonomik adımların da atılması gerektiğini belirtiyor. Husi hareketinin meşru bir siyasi aktör olarak tanınması ve diyalog masasına oturtulması, çözümün anahtarı olarak görülüyor. Ancak bu konuda uluslararası toplumun tutumu henüz net değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmayı yakından takip eden ülkelerden biri. Türk dış politikası, Yemen'deki krize insani boyutuyla yaklaşıyor ve siyasi çözüm çağrısı yapıyor. Son saldırı, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetlerini ve barış çabalarını daha da önemli kılıyor. Ayrıca Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türkiye'nin deniz ticaret yollarının güvenliği konusundaki hassasiyetini artırıyor. Türkiye, bölgesel istikrarın korunması için Körfez ülkeleriyle işbirliğini sürdürürken, Yemen halkına yönelik insani yardımlarını da sürdürüyor. Ancak çatışmanın uzaması, Türkiye'nin bölgedeki enerji ve ticaret hatlarını da risk altına sokabilir.