Yemen'de İran destekli Husiler, ülkenin kuzeydoğusundaki Marib kentini füzelerle hedef aldı. Saldırılar, kentin stratejik önemi ve bölgedeki askeri hareketlilik nedeniyle dikkat çekiyor. Marib, Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin kontrolünde bulunuyor ve ülkenin en önemli petrol ve doğalgaz kaynaklarına ev sahipliği yapıyor. Husilerin son dönemde artan füze ve İHA saldırıları, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çabalarını da zora sokuyor.
Marib'in stratejik önemi ve çatışmaların seyri
Marib kenti, Yemen'in kuzeydoğusunda, başkent Sana'a'nın yaklaşık 120 kilometre doğusunda yer alıyor. 2014 yılından bu yana Husilerin kontrolünde olan başkent Sana'a'nın aksine Marib, hükümet güçlerinin ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun elinde bulunuyor. Kent, aynı zamanda ülkenin en büyük petrol sahalarına ve doğalgaz rezervlerine yakınlığıyla ekonomik açıdan kritik bir konumda. Husiler, uzun süredir Marib'i ele geçirmek için askeri operasyonlar düzenliyor; ancak kent, yoğun koalisyon hava desteği ve savunma hatları sayesinde şimdiye kadar düşmedi.
Son füze saldırıları, Husilerin kentin sivil yerleşim alanlarını ve askeri mevzilerini hedef aldığını gösteriyor. Yemen hükümeti ve koalisyon kaynakları, saldırılarda can kaybı ve maddi hasar meydana geldiğini bildirirken, Husiler henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, geçmişte yaptığı açıklamalarda Marib'e yönelik operasyonların süreceğini belirtmişti. Bu saldırılar, Husilerin kent üzerindeki baskısını artırma ve müzakerelerde elini güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflar arasında kalıcı bir ateşkes sağlanması için çabalarını sürdürüyor. Ancak Husilerin Marib'e yönelik saldırıları, görüşmeleri baltalayabilir. BM verilerine göre, Yemen'de yedi yılı aşkın süredir devam eden çatışmalar nedeniyle 377 binden fazla kişi hayatını kaybetti; bunların büyük çoğunluğu dolaylı nedenlerden (açlık, hastalık, altyapı çöküşü) kaynaklandı. Ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda.
Bölgesel ve küresel boyut: İran-Suudi rekabeti ve enerji güvenliği
Yemen'deki çatışma, Suudi Arabistan ile İran arasındaki bölgesel rekabetin bir yansıması olarak görülüyor. Husiler, İran'dan silah ve finansal destek almakla suçlanıyor; Riyad yönetimi ise Yemen hükümetine askeri destek sağlıyor. Marib'e yönelik füze saldırıları, Husilerin İran yapımı füzeler kullandığı iddialarını yeniden gündeme getirebilir. ABD ve Batılı ülkeler, İran'ın Husilere yönelik silah transferlerini kınarken, bu durum nükleer müzakereler başta olmak üzere İran ile Batı arasındaki gerginliği artırıyor.
Öte yandan Marib ve çevresi, Yemen'in petrol ve doğalgaz altyapısının kalbini oluşturuyor. Husilerin bu bölgeyi hedef alması, ülkenin zaten çökmüş olan ekonomisini daha da kötüleştirebilir. Yemen, dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor; milyonlarca kişi açlık sınırında. Marib'deki çatışmalar, insani yardımların ulaştırılmasını da zorlaştırıyor. Ayrıca Husilerin zaman zaman Suudi Arabistan'ın güneyine ve BAE'ye düzenlediği füze ve İHA saldırıları, Körfez'de enerji güvenliğini tehdit ediyor. Son olarak, Husilerin Marib saldırıları, küresel petrol piyasalarında arz endişelerini artırabilir; zira Yemen, Bab el-Mendeb Boğazı'na yakınlığı nedeniyle stratejik bir konumda.
Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmanın sona ermesi için taraflara baskı yapıyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Yemen savaşını sona erdirme sözü vermiş ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırı silahlarının satışını kısıtlamıştı. Ancak Husilerin Marib'e yönelik saldırıları, barış çabalarını sekteye uğratıyor. BM Güvenlik Konseyi, Husilerin saldırılarını kınayan kararlar almış olsa da etkili bir yaptırım mekanizması işletilemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Marib'e yönelik füze saldırıları, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik risklerini artırarak Türkiye'nin deniz ticaret yollarını ve enerji ithalatını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütürken, Yemen'deki insani krizin derinleşmesi Ankara'nın bölgesel diplomasi çabalarını zorlaştırabilir. Türkiye, BM öncülüğündeki ateşkes müzakerelerine destek vererek, bölgede istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir.