Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Savunma Bakanlığı binası, devlet petrol şirketi Saudi Aramco'ya ait tesisler ve bazı havalimanlarına yönelik saldırılar gerçekleştirdiklerini iddia etti. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı yazılı açıklamada, saldırıların bir dizi insansız hava aracı (İHA) ve balistik füzeyle düzenlendiğini belirtti. Suudi Arabistan makamlarından ise henüz saldırılara ilişkin resmi bir doğrulama veya hasar raporu gelmedi. Olay, Yemen'deki iç savaşın bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerini yeniden gündeme getirdi.
Saldırıların ayrıntıları ve hedefler
Husi askeri sözcüsü Yahya Seri, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların "düşmanın kritik altyapısını vurmayı" amaçladığını söyledi. Seri'ye göre, Riyad'daki Savunma Bakanlığı binası, Aramco'nun doğu bölgelerindeki rafineri ve depolama tesisleri ile Cizan ve Necran havalimanları hedef alındı. Husiler, saldırıların Yemen'e yönelik Suudi hava saldırılarına misilleme olduğunu öne sürdü. Ancak bağımsız kaynaklar, saldırıların gerçekleşip gerçekleşmediğini veya ne ölçüde hasar verdiğini doğrulayamadı. Suudi Arabistan devlet medyası, konuyla ilgili henüz bir haber yayınlamadı. Bölgedeki güvenlik uzmanları, Husilerin son dönemde artan İHA ve füze kapasitesine dikkat çekiyor.
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'in başkenti Sanaa ve çevresini kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'ten beri Husilere karşı hava operasyonları düzenliyor. Bu süreçte Husiler, Suudi topraklarına yönelik çok sayıda saldırı gerçekleştirdi. Özellikle 2019'da Aramco'nun Abkayk ve Hureys tesislerine yapılan ve küresel petrol arzını geçici olarak kesintiye uğratan saldırı, Husilerin bölgesel istikrar üzerindeki etkisini göstermişti. Son açıklama, Birleşmiş Milletler'in Yemen'de kalıcı ateşkes için yürüttüğü çabalara rağmen tansiyonun yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Husilerin saldırı iddiası, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki güvenlik endişelerini artırabilir. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve Aramco tesisleri küresel enerji piyasaları için kritik öneme sahip. Saldırıların doğrulanması durumunda petrol fiyatlarında dalgalanma görülebilir. Ayrıca Husilerin İHA ve füze yetenekleri, İran'ın bölgesel nüfuzu bağlamında da değerlendiriliyor. Suudi Arabistan ve ABD, Husileri İran'ın silah desteğiyle güçlendiği konusunda suçluyor; Tahran ise bu iddiaları reddediyor.
Bölgesel uzmanlar, son saldırı iddiasının Yemen'deki çatışmanın seyrini etkileyebileceğini belirtiyor. Suudi Arabistan'ın saldırılara nasıl yanıt vereceği, önümüzdeki günlerde tansiyonun belirleyicisi olacak. ABD yönetimi, Husilerin saldırılarını kınayarak müttefiki Suudi Arabistan'a desteğini yineledi. Birleşmiş Milletler ise taraflara itidal çağrısında bulundu. Yemen'deki savaş, milyonlarca insanı insani krize sürüklerken, Husilerin Suudi topraklarına yönelik eylemleri barış çabalarını zora sokuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde yapıcı bir rol üstlenmeye çalışırken, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırı iddiası bölgesel istikrarsızlığı derinleştirebilir. Ankara, Suudi Arabistan ile son dönemde ekonomik ve siyasi ilişkilerini normalleştirme çabası içinde. Öte yandan Türkiye, Kızıldeniz'deki güvenlik risklerinin enerji arz güvenliğini tehdit etmesinden endişe duyuyor. Husilerin saldırı kapasitesindeki artış, İran'ın bölgesel etkisini dengeleme politikası yürüten Türkiye için diplomasi alanında yeni açılımlar gerektirebilir. Ayrıca olası bir tırmanma, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ticaretini ve bölgedeki insani yardım operasyonlarını olumsuz etkileyebilir.