Yemen'deki Husiler, Çarşamba günü Marib vilayeti üzerinde Suudi Arabistan'a ait bir F-15 savaş uçağını yerel olarak üretilmiş bir füze ile düşürdüklerini açıkladı. Grup tarafından yayınlanan görüntülerde gece gökyüzünde ışıklar, ardından yanan enkaz ve düşen parçalar görülüyor. Suudi Arabistan'dan olaya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, uçağın Marib'in doğusunda bulunan el-Cuba bölgesi üzerinde vurulduğunu ve mürettebatın akıbetinin bilinmediğini belirtti. Saree, kullanılan füzenin yerel üretim olduğunu ve gelişmiş hava savunma sistemleriyle donatıldığını iddia etti.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de 2014 yılından bu yana devam eden iç savaşta Husiler, başkent Sanaa ve çevresinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'ten itibaren Yemen hükümetine destek amacıyla hava operasyonları düzenliyor. Marib vilayeti, zengin petrol rezervleri ve stratejik konumu nedeniyle çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerden biri. Husiler, son yıllarda insansız hava araçları ve balistik füzelerle Suudi topraklarına ve koalisyon güçlerine yönelik saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan, daha önce de Husilerin benzer iddialarını yalanlamış veya doğrulamayı reddetmişti. Bu tür görüntülerin bağımsız kaynaklarca doğrulanması genellikle zor oluyor; zira bölgeye erişim kısıtlı ve taraflar karşılıklı propaganda yürütüyor.
F-15 savaş uçağı, ABD yapımı ve Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri'nin en gelişmiş platformlarından biri. Uçağın düşürülmesi iddiası doğrulanırsa, bu Husilerin hava savunma kapasitesinde ciddi bir artışa işaret edebilir. Ancak uzmanlar, yerel üretim olduğu öne sürülen füzelerin menzil ve isabet kabiliyeti konusunda şüphelerini koruyor. Daha önce Husiler, Suudi Arabistan'a ait Tornado ve F-15 uçaklarını düşürdüklerini iddia etmiş, Suudi yetkililer ise bazı olaylarda uçak kaybını kabul etmişti. Bu kez Suudi tarafından henüz bir açıklama gelmemesi, iddianın doğruluğu konusunda belirsizliği artırıyor.
Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmanın bölgesel istikrarı tehdit ettiği uyarısında bulunuyor. İran, Husileri siyasi ve askeri olarak desteklemekle suçlanıyor; Tahran bu suçlamaları reddediyor. ABD ise Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlıyor. Son aylarda Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a ve diğer şehirlere yönelik füze ve İHA saldırılarını artırmıştı. Suudi Arabistan, bu saldırılara karşı hava savunma sistemlerini güçlendirmeye çalışıyor. Petrol fiyatları ve Kızıldeniz'deki deniz ticareti güvenliği açısından Yemen'deki gelişmeler yakından izleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen iç savaşı, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının en önemli cephelerinden biri haline geldi. Husilerin askeri kapasitesindeki artış, İran'ın bölgedeki etkisini genişletme çabası olarak yorumlanıyor. Suudi Arabistan ise güney sınırında güvenliği sağlamak ve Husilerin balistik füze tehdidini bertaraf etmek için operasyonlarını sürdürüyor. ABD, Suudi Arabistan'ın en yakın müttefiklerinden biri olarak bölgedeki askeri varlığını koruyor. Ancak son yıllarda ABD'nin Yemen politikası eleştirilere maruz kalıyor; Kongre'de Suudi Arabistan'a silah satışlarının kısıtlanması yönünde girişimler olmuştu.
Birleşmiş Milletler, Yemen'deki insani krizi dünyanın en büyükleri arasında gösteriyor. Milyonlarca kişi yardıma muhtaç durumda. Çatışmaların şiddetlenmesi, barış görüşmelerini de olumsuz etkiliyor. BM özel temsilcisi, taraflar arasında ateşkes sağlanması için çaba harcıyor ancak somut bir ilerleme kaydedilebilmiş değil. Husilerin son saldırıları, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri varlığını sorgulamasına yol açabilir. Ayrıca, F-15 gibi gelişmiş bir uçağın düşürülmesi, Suudi hava üstünlüğüne darbe vurabilir ve koalisyon içinde tedirginlik yaratabilir.
Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmanın sınır ötesine yayılmasından endişe ediyor. Kızıldeniz'deki güvenlik, küresel ticaret için hayati önemde. Husilerin deniz yollarına yönelik saldırıları, navlun maliyetlerini artırıyor ve enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Bu bağlamda, Suudi F-15'inin düşürülmesi iddiası, bölgesel gerilimi daha da tırmandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraf olmamakla birlikte bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin Ortadoğu'daki diplomatik dengelerini etkiliyor. Husilerin askeri kapasitesindeki artış, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki güvenlik risklerini artırarak Türkiye'nin deniz ticaret yollarını tehdit edebilir. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, bölgesel göç hareketlerini tetikleyerek Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile savunma işbirliğini sürdürürken, İran ile de diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Bu olay, Türkiye'nin bölgesel çatışmalarda denge politikası izlemesinin önemini bir kez daha gösteriyor.