Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri ve stratejik noktalara yönelik füze saldırısı düzenlediklerini iddia etti. Husilere bağlı El-Mesire televizyonunun aktardığı açıklamada, Suudi topraklarındaki belirli hedeflerin balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) vurulduğu belirtildi. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçleri ise saldırıyı doğrularken, füzelerin ve İHA'ların etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Olay, bölgedeki ateşkes çabalarına rağmen tansiyonun düşmediğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Husiler, yıllardır Suudi Arabistan topraklarına yönelik füze ve İHA saldırıları düzenliyor. Bu saldırılar, Yemen iç savaşının Suudi sınırına taşması olarak değerlendiriliyor. Son olarak Nisan 2022'de Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda ilan edilen ateşkes, taraflar arasındaki çatışmaları büyük ölçüde durdurmuştu. Ancak ateşkesin Ekim 2022'de resmen sona ermesiyle birlikte, Husilerin Suudi topraklarına yönelik saldırılarında yeniden artış gözleniyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın güneyindeki Cizan, Asir ve Necran bölgeleri, bu saldırıların ana hedefi konumunda. Husiler, bu saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'deki varlığına karşı bir misilleme olduğunu savunuyor.
Olayın yaşandığı dönemde, bölgede Yemen krizine siyasi çözüm bulunmasına yönelik uluslararası çabalar devam ediyor. Suudi Arabistan ile İran arasında, Çin'in arabuluculuğunda Mart 2023'te varılan normalleşme anlaşması, bölgesel gerilimleri azaltma potansiyeli taşıyordu. Ancak bu anlaşmanın Yemen'deki ateşkese yansıması sınırlı kaldı. Husiler, Birleşmiş Milletler himayesindeki müzakerelerde kalıcı bir ateşkes ve Suudi koalisyonunun Yemen'den tamamen çekilmesini talep ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Husi saldırılarının sürmesi, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki deniz güvenliğini de tehdit ediyor. Husiler, daha önce Suudi ve BAE'ye ait ticari gemilere saldırmış, uluslararası deniz ticareti için kritik olan bu su yollarını hedef almıştı. Bu durum, küresel enerji arzı ve ticaret akışı üzerinde risk oluşturuyor. Özellikle Avrupa ve Asya arasındaki enerji nakliyatının büyük bir kısmı bu güzergahtan geçtiği için, saldırılar küresel petrol fiyatlarını etkileyebiliyor. Suudi Arabistan'ın dünya petrol ihracatındaki payı düşünüldüğünde, bu saldırıların enerji piyasaları üzerindeki etkisi yakından izleniyor.
Ayrıca, ABD ve Batılı ülkelerin, İran'ı bu saldırılara destek vermekle suçlaması, bölgedeki jeopolitik kutuplaşmayı derinleştiriyor. İran'ın Husilere askeri ve teknik destek sağladığı biliniyor. Bu durum, Körfez bölgesinde güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesi tartışmalarını beraberinde getiriyor. Suudi Arabistan, bu tür saldırılara karşı savunma sistemlerini güçlendirirken, uluslararası toplumdan da destek bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Yemen'deki ihtilafa yönelik politikası açısından değerlendirilebilir. Türkiye, başından beri Yemen'in toprak bütünlüğünün korunmasını ve meşru hükümetin desteklenmesini savunuyor. Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki son dönemde gelişen ikili ilişkiler, bölgesel meselelerde işbirliğini de beraberinde getiriyor. Türkiye, Kızıldeniz'deki güvenlik istikrarının ve ticaret yollarının önemine vurgu yapıyor. Bu açıdan, Husi saldırılarının bölgesel istikrarı bozucu etkisi Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile ilişkileri göz önüne alındığında, bölgedeki gerilimin tırmanmasının Ankara için yeni diplomatik açılımlar yaratabileceği değerlendiriliyor.