Husiler, Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Abha Havalimanı, başkent Riyad yakınlarındaki King Khalid Hava Üssü ve Suudi petrol devi Aramco'ya ait tesislere eşzamanlı saldırılar düzenlediklerini duyurdu. İsyancıların kontrolündeki medya organları tarafından yapılan açıklamada, saldırıların İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarına yanıt olarak gerçekleştirildiği öne sürüldü. Suudi yetkililerden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi; saldırıların gerçekleşip gerçekleşmediği, can veya mal kaybı olup olmadığı henüz doğrulanmadı.
Saldırıların Arka Planı ve Husilerin Kapasitesi
Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen'in başkenti Sanaa ve çevresini kontrol altında tutuyor. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015'ten itibaren Husilere karşı askeri operasyonlar yürütüyor. Bu süreçte Husiler, Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve Kızıldeniz kıyılarına sık sık insansız hava araçları (İHA), balistik füzeler ve seyir füzeleriyle saldırılar düzenledi. Son yıllarda Husilerin saldırı kapasitesinde belirgin bir artış gözlemleniyor. Özellikle İran'dan sağlanan teknoloji ve eğitim desteğiyle, Husilerin menzili 1000 kilometreyi aşan silahlara sahip olduğu değerlendiriliyor. Bu da Suudi Arabistan'ın stratejik noktalarını, hatta başkent Riyad'ı tehdit edebilecekleri anlamına geliyor.
Abha Havalimanı, Suudi Arabistan'ın güneybatısında, Yemen sınırına yakın bir konumda yer alıyor ve sık sık Husi saldırılarına hedef oluyor. Daha önce de defalarca roket ve İHA saldırısına maruz kalan havalimanı, zaman zaman sivil uçuşlara kapatılmak zorunda kalmıştı. King Khalid Hava Üssü ise Riyad'ın hemen güneyinde, ülkenin en önemli askeri üslerinden biri. Bu üs, hem Suudi Arabistan ordusu hem de ABD askeri varlığı için kritik öneme sahip. Aramco tesisleri ise dünyanın en büyük petrol şirketinin kalbi konumunda; 2019'da Husilerin Abqaiq ve Khurais tesislerine düzenlediği saldırı, küresel petrol arzını geçici olarak yarıya indirmiş ve petrol fiyatlarında tarihi bir sıçramaya neden olmuştu.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Husilerin bu saldırıyı İsrail'in Gazze operasyonlarına bağlaması, Yemen iç savaşının artık daha geniş bir bölgesel çatışmanın parçası haline geldiğini gösteriyor. İran'ın desteklediği Husiler, Hamas ve Hizbullah ile birlikte İsrail karşıtı bir cephe oluşturuyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ı doğrudan hedef alan saldırıların önümüzdeki dönemde artabileceği endişesini doğuruyor. Suudi Arabistan, son yıllarda İran ile ilişkilerini normalleştirme çabası içindeydi; 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla varılan anlaşma ile diplomatik ilişkiler yeniden tesis edilmişti. Ancak Husilerin saldırıları, bu normalleşme sürecini zora sokabilir.
Diğer yandan, küresel enerji piyasaları da bu tür saldırılara karşı son derece hassas. Aramco tesislerine yönelik herhangi bir başarılı saldırı, petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açabilir ve dünya ekonomisini olumsuz etkileyebilir. ABD ve Batılı ülkeler, Husilerin saldırılarını kınayarak Suudi Arabistan'a destek verirken, İran'ı da bu saldırılardan sorumlu tutuyor. Birleşmiş Milletler ise Yemen'deki insani krizi ve bölgesel istikrarsızlığı endişeyle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Türkiye'nin Ortadoğu'daki dengeler açısından yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum sergilemeye çalışsa da Suudi Arabistan ile ilişkilerini son yıllarda düzeltme çabasında. Enerji arz güvenliği açısından da kritik: Suudi Arabistan'a yapılacak başarılı bir saldırı, küresel petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırabilir. Ayrıca, Husilerin İran destekli yapısı, Türkiye'nin İran ile olan karmaşık ilişkilerini de etkileyebilir. Bölgede artan gerilim, Türkiye'nin diplomatik çabalarını ve güvenlik hesaplarını yeniden şekillendirebilir.