Londra merkezli uluslararası hukuk firması Bindmans LLP'nin ortağı olan avukat Tayab Ali, İngiltere'nin İsrail'e yönelik yaptırım politikasının, yasa dışı yerleşim faaliyetlerini "destekleyen veya sürdüren" eylemleri hedef alması gerektiğini söyledi. Middle East Eye'a konuşan Ali, mevcut yaptırımların etkisiz kaldığını ve uluslararası hukuk çerçevesinde daha kapsamlı önlemler alınması gerektiğini belirtti.
Yaptırımların Hukuki Çerçevesi ve Uygulama Sorunları
Tayab Ali, İngiltere'nin mevcut yaptırım rejiminin, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerine doğrudan müdahale etmediğini ifade etti. Ali'ye göre, yaptırımların yalnızca belirli bireyleri veya kuruluşları hedef alması yeterli değil; yerleşimlerin inşası, genişletilmesi ve sürdürülmesine katkı sağlayan tüm ekonomik ve idari faaliyetler yaptırım kapsamına alınmalı. Uluslararası hukuka göre yerleşimler Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı ve savaş suçu teşkil ediyor. Ancak İngiltere'nin bu konudaki yaptırım listesi sınırlı sayıda kişi ve kuruluşla sınırlı kalmış durumda.
Ali, İngiltere'nin yaptırım kararlarında siyasi ve ekonomik çıkarların hukuki yükümlülüklerin önüne geçtiğini savunuyor. Özellikle İngiltere'nin İsrail ile olan ticari ilişkileri ve savunma iş birlikleri, yaptırımların etkinliğini azaltıyor. Ali, "Yaptırımların caydırıcı olabilmesi için yerleşim ekonomisinin tamamını hedef alması gerekir" diyor. Bu kapsamda, yerleşimlerde üretilen malların etiketlenmesi, bu mallarla ticaret yapan şirketlere yönelik kısıtlamalar ve yerleşim projelerine finansman sağlayan bankalara yönelik önlemler öneriliyor.
Uluslararası Toplum ve Yaptırım Baskıları
İngiltere, Avrupa Birliği ve ABD'nin aksine, İsrail'e yönelik yaptırımlarda daha temkinli bir tutum izliyor. AB, 2020'de yerleşim ürünlerinin etiketlenmesini zorunlu kılan bir düzenleme getirmişti. ABD ise zaman zaman belirli İsrailli yetkililere yaptırım uygulasa da genel politikası İsrail'i korumaya yönelik. İngiltere'nin Brexit sonrası bağımsız yaptırım rejimi oluşturma çabası, bu konuda daha cesur adımlar atması için bir fırsat olarak görülüyor. Ancak İngiliz hükümeti, İsrail ile stratejik ortaklığını korumak adına yaptırımları genişletmeye sıcak bakmıyor.
Tayab Ali gibi hukukçular ve insan hakları örgütleri, İngiltere'nin uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini hatırlatıyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024'teki danışma görüşü, işgal altındaki topraklardaki yerleşimlerin hukuka aykırı olduğunu ve üçüncü devletlerin bu durumu tanımama ve desteklememe yükümlülüğü bulunduğunu teyit etti. Bu çerçevede İngiltere'nin, yerleşim faaliyetlerine katılan şirketlere yönelik yaptırımlar uygulaması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekleyen ve İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası platformlarda sürekli eleştiren bir ülke. İngiltere'nin yaptırım politikasını yerleşim faaliyetlerini kapsayacak şekilde genişletmesi, Türkiye'nin diplomatik çabalarını güçlendirebilir ve uluslararası toplumda İsrail'e yönelik baskının artmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca Türkiye, benzer yaptırım modellerini kendi dış politikasında uygulayarak İsrail'e karşı tutumunu daha da netleştirebilir. Ancak İngiltere'nin bu yönde adım atması, Türkiye-İngiltere ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olabilir. Ekonomik ve savunma iş birlikleri göz önüne alındığında, Türkiye'nin İngiltere'den beklentisi, en azından yerleşim ürünlerine yönelik ticari kısıtlamaları desteklemesi yönünde.