Yemen'deki Husiler, cumartesi günü Suudi Arabistan başkenti Riyad yakınlarındaki bir Aramco petrol tesisine saldırı düzenlediklerini açıkladı. Saldırı sonrası tesiste alevler ve dumanlar yükseldi. Husiler ayrıca Suudi Arabistan'ı Sanaa'yı onlarca kez bombalamakla suçladı. Taraflar arasındaki karşılıklı saldırılar, Husilerin Yemen'in tüm Kızıldeniz kıyılarını ele geçirmesi ve Bab el-Mendeb Boğazı'nın kontrolünü sağlamasından bu yana devam ediyor.
Olayın Arka Planı ve Tarafların İddiaları
Husi askeri sözcüsü Yahya Sari, yaptığı yazılı açıklamada, saldırının Riyad'ın doğusundaki bir Aramco tesisine insansız hava aracı ve füze ile gerçekleştirildiğini belirtti. Sari, saldırının Suudi rejiminin Yemen'e yönelik saldırılarına yanıt olduğunu ifade etti. Suudi yetkililer ise saldırıyı doğrulamakla birlikte, tesisin hava savunma sistemleri tarafından önlendiğini ve herhangi bir hasar meydana gelmediğini öne sürdü. Ancak görgü tanıkları, bölgeden yoğun duman yükseldiğini ve itfaiye ekiplerinin olay yerine sevk edildiğini aktardı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise cumartesi günü Yemen'in başkenti Sanaa'ya en az 30 hava saldırısı düzenledi. Husiler, saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını iddia etti. Suudi yetkililer, saldırıların Husi milislerine ait silah depolarını ve askeri noktaları hedef aldığını savundu.
Bu karşılıklı saldırılar, 2014 yılında Husilerin Yemen'in başkenti Sanaa'yı ele geçirmesi ve ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahale etmesiyle başlayan çatışmaların son halkasını oluşturuyor. Husiler, son dönemde Yemen'in batısındaki tüm Kızıldeniz kıyı şeridini ve stratejik Bab el-Mendeb Boğazı'nı kontrol altına aldı. Bu boğaz, dünya deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği kritik bir nokta.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Husilerin Aramco tesisine yönelik saldırısı, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısının ne kadar savunmasız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Eylül 2019'da da benzer bir saldırıda Suudi Arabistan'ın dünya petrol arzının yüzde 5'ini karşılayan Abkayk ve Hureys tesisleri vurulmuş, küresel petrol fiyatları bir günde yüzde 20'ye yakın artmıştı. Bu son saldırı, gerilimin yeniden tırmanma riskini artırıyor.
Suudi Arabistan'ın Sanaa'ya düzenlediği hava saldırıları ise Yemen'deki insani krizi daha da derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler'e göre, Yemen'de 24 milyondan fazla insan acil yardıma muhtaç durumda. Ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya.
Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD ve Birleşik Krallık Suudi Arabistan'a askeri destek vermeye devam ediyor. Ancak son dönemde özellikle ABD yönetimi, Yemen'deki savaşın sona erdirilmesi için diplomatik çabalara ağırlık veriyor. Husilerin İran ile olan bağlantıları, bölgesel bir vekalet savaşı endişesini canlı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların tırmanması, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlığı artırarak küresel enerji ve ticaret yollarını tehdit ediyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü deniz yoluyla ithal ettiğinden, bu bölgedeki gerilim doğrudan enerji güvenliğini ve tedarik zincirlerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve BAE ile son dönemde normalleşen ilişkileri, Yemen politikasında denge gözetmesini gerektiriyor. Ankara, hem Riyad ile işbirliğini sürdürmek hem de İran destekli Husilerle dolaylı kanalları açık tutmak arasında hassas bir diplomasi yürütmek durumunda. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Güney Kafkasya ve Orta Doğu'daki enerji projelerini de olumsuz etkileyebilir.