İran'ın desteklediği Husiler, Riyad Uluslararası Havalimanı'na 10 Ekim'de düzenlenen ve 12 kişinin ölümüne, 300'den fazla kişinin yaralanmasına neden olan saldırının ardından, havalimanının yeniden açılmasına ilişkin uyarıda bulundu. Husiler, havalimanının sivil uçuşlar için güvenli olmadığını savunarak, Suudi Arabistan'ı saldırıların hedefi olmaya devam edeceği konusunda tehdit etti.
Gelişmenin arka planı
Yemen'deki Husi milisleri, 10 Ekim'de Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na balistik füze saldırısı düzenledi. Saldırıda 12 kişi hayatını kaybederken, 300'den fazla kişi yaralandı. Husiler, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik hava operasyonlarına misilleme olduğunu açıkladı. Suudi Arabistan yönetimi ise saldırıyı kınayarak, İran'ı Husileri silahlandırmakla suçladı.
Saldırının ardından havalimanı bir süre uçuşlara kapatıldı. Suudi yetkililer, güvenlik önlemlerinin artırıldığını belirterek havalimanının yeniden açıldığını duyurdu. Ancak Husiler, havalimanının hala askeri hedef olmaya devam ettiğini ve sivil uçuşlar için risk oluşturduğunu iddia etti. Husi sözcüsü, yaptığı açıklamada, "Riyad Havalimanı, saldırılarımızın menzilinde olmaya devam edecek. Suudi rejimi, Yemen'e yönelik saldırılarını durdurmadığı sürece bu tür eylemler sürecek" dedi.
Uzmanlar, Husi saldırılarının Suudi Arabistan'ın güvenlik algısını sarstığını ve bölgesel gerilimi artırdığını belirtiyor. Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana İran destekli Husilere karşı Yemen'de koalisyon güçleriyle savaşıyor. Çatışmalar, Yemen'de büyük bir insani krize yol açtı. Birleşmiş Milletler, Yemen'de 24 milyondan fazla insanın insani yardıma muhtaç olduğunu bildiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Husilerin Riyad Havalimanı'na yönelik saldırısı, Orta Doğu'da İran ve Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının bir yansıması olarak görülüyor. İran, Husileri bölgesel nüfuzunu yaymak için bir araç olarak kullanırken, Suudi Arabistan ise İran'ın bu etkisini kırmaya çalışıyor. Saldırı, aynı zamanda Suudi Arabistan'ın savunma kapasitesi ve hava savunma sistemlerinin etkinliği konusunda soru işaretleri yarattı.
Uluslararası toplum, saldırıyı kınayarak taraflara itidal çağrısında bulundu. ABD, Suudi Arabistan'ın güvenliğine bağlı olduğunu yineledi ve İran'ı Husilere silah sağlamakla suçladı. Birleşmiş Milletler ise Yemen'deki çatışmanın siyasi bir çözümle sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak Husilerin havalimanına yönelik uyarısı, gerilimin daha da tırmanabileceğini gösteriyor.
Riyad Havalimanı, Suudi Arabistan'ın en büyük havalimanlarından biri ve bölgesel bir havacılık merkezi. Saldırı, sadece Suudi Arabistan'ın iç güvenliğini değil, aynı zamanda bölgesel hava trafiğini de etkileme potansiyeli taşıyor. Havalimanının yeniden açılması, Suudi Arabistan'ın normalleşme çabası olarak yorumlanırken, Husilerin uyarısı bu çabayı gölgeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarı yakından takip ediyor. Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, Körfez'deki güvenlik dengelerini sarsarak enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son dönemde iyileştirme çabası içinde. Bu tür saldırılar, bölgesel gerilimi artırarak Türkiye'nin diplomatik çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Husi saldırıları Kızıldeniz ve Babül Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticaretini tehdit ederek Türkiye'nin ihracat yollarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin, taraflar arasında diyalog çağrısını sürdürmesi ve insani yardımlara odaklanması bekleniyor.