Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a düzenledikleri ölümcül füze saldırılarıyla askeri erişimlerini ortaya koydu. Saldırılar, Husilerin sadece hafif silahlarla donanmış bir grup olmadığını, aksine uzun menzilli füzelere ve insansız hava araçlarına sahip olduğunu gösterdi. Suudi yetkililer, saldırılarda can kaybı ve maddi hasar meydana geldiğini doğruladı. Olay, Yemen iç savaşında yeni bir tırmanma aşamasına işaret ediyor ve bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen'in büyük bölümünü kontrol altında tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten itibaren Husilere karşı hava operasyonları düzenliyor. Ancak Husiler, bu süre zarfında askeri kapasitelerini önemli ölçüde geliştirdi. İran'ın teknik desteğiyle balistik füzeler ve insansız hava araçları üretmeye başladılar. Son saldırı, Husilerin Suudi Arabistan'ın derinliklerine kadar ulaşabilecek yetenekte olduğunu gösteriyor. Riyad'a yönelik füze saldırıları, 2021'den bu yana en ciddi saldırı olarak kaydedildi. Suudi Arabistan, saldırıları kınayarak misilleme hakkını saklı tuttuğunu açıkladı. ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri de saldırıları kınadı.
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, saldırıların Suudi rejiminin Yemen'e yönelik saldırılarına yanıt olduğunu belirtti. Saree, "Riyad ve diğer Suudi şehirleri artık güvende değil" ifadelerini kullandı. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ise füzenin havada imha edildiğini ancak parçalarının yerleşim yerlerine düştüğünü açıkladı. Bağımsız kaynaklar, en az iki sivilin öldüğünü ve onlarca kişinin yaralandığını bildiriyor. Saldırı, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu kapsamında ekonomik çeşitlendirme ve yatırım çekme çabalarını da olumsuz etkiliyor.
Uzmanlar, Husilerin bu saldırılarla Suudi Arabistan'ı Yemen'deki savaşı sonlandırmaya zorlamayı amaçladığını değerlendiriyor. Ancak Suudi Arabistan'ın sert karşılık vermesi muhtemel. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısında bulundu. Yemen'deki insani kriz ise derinleşiyor; milyonlarca kişi açlık ve hastalıkla mücadele ediyor. Saldırılar, barış görüşmelerini de sekteye uğratabilir. Husilerin elindeki füze stokunun ne kadar olduğu ve İran'dan yeni sevkiyat alıp almadığı belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin Riyad'a saldırısı, Orta Doğu'da vekalet savaşlarının yeniden alevlenebileceğini gösteriyor. İran, Husileri destekleyerek Suudi Arabistan'ı zayıflatmayı ve bölgesel nüfuzunu artırmayı hedefliyor. Suudi Arabistan ise İran'ın bu etkisini kırmak için ABD ile yakın işbirliği içinde. Son saldırı, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İran ile nükleer müzakerelerde yaşadığı zorluklarla aynı döneme denk geldi. Ayrıca, küresel enerji piyasaları da bu tür saldırılara duyarlı. Petrol fiyatları, Orta Doğu'daki her tırmanmada dalgalanıyor. Husilerin Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine yönelik saldırıları, 2019'da küresel petrol arzını sarsmıştı. Bu tür saldırıların tekrarı, enerji güvenliği açısından risk oluşturuyor. Uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir ateşkes ve siyasi çözüm için çağrılarını yineliyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik derin.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Husilerin Riyad'a saldırısı, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son dönemde normalleştirme çabasında. Bu tür saldırılar, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, İran'ın bölgesel etkisinin artması, Türkiye'nin güvenlik denkleminde önemli bir faktör. Türkiye, Yemen'de insani yardım sağlarken, siyasi çözüm için diplomasi yürütüyor. Saldırılar, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar çağrılarını güçlendirmesine neden olabilir.