Yemen'de İran destekli Husiler, ülkenin kuzeyindeki Marib kentine yönelik saldırılarını yeniledi. Resmi kaynaklara göre, yerleşim bölgelerine ve yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kamplara düzenlenen füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarında 2 sivil hayatını kaybetti, 14 kişi yaralandı. Husilerin Kızıldeniz'de bir ticari gemiye de saldırdığı bildirildi. Saldırılar, Yemen'deki çatışmaların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne sererken, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen bölgedeki gerginlik sürüyor.
Marib'e yönelik saldırıların arka planı
Husiler, Cuma günü Marib kent merkezine ve çevresindeki yerleşim alanlarına yönelik balistik füzeler ve kamikaze dronlarla saldırı düzenledi. Yemen resmi ajansı Saba'ya göre, saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 2 sivil öldü, 14 kişi yaralandı. Yaralıların çoğunun durumunun ağır olduğu ve hastanelerde tedavi altına alındığı belirtildi. Saldırıların, Marib'in güneyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını da hedef aldığı kaydedildi. Kentteki yetkililer, saldırıların insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını da olumsuz etkilediğini vurguladı.
Husiler ise saldırılara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak grubun, Marib'i kontrol eden hükümet güçlerine yönelik askeri operasyonlarını yoğunlaştırdığı biliniyor. Marib, Yemen'in kuzeyinde hükümet güçlerinin elinde bulunan en önemli şehirlerden biri. Şehir, hem stratejik konumu hem de zengin doğalgaz kaynakları nedeniyle büyük önem taşıyor. Husiler, yıllardır bu şehri ele geçirmek için saldırılar düzenliyor.
Saldırıların ardından Marib'deki hastanelerde yoğunluk yaşandığı bildirildi. Sivil savunma ekipleri, enkaz altında kalanları kurtarmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bölgedeki insani durumun her geçen gün kötüleştiğine dikkat çeken yardım kuruluşları, sivillerin korunması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Yemen'de iç savaşın başladığı 2014 yılından bu yana on binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi.
Kızıldeniz'de gemiye saldırı ve bölgesel yansımalar
Husilerin Marib'deki saldırılarının yanı sıra Kızıldeniz'de bir ticari gemiye de saldırı düzenlediği bildirildi. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) merkezi, Kızıldeniz'in güneyinde bir geminin patlama yaşadığını ve hasar gördüğünü açıkladı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, geminin hangi ülkeye ait olduğu ve hangi rota üzerinde seyrettiği henüz netlik kazanmadı. Husilerin, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına tepki olarak Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı gemilere saldırdığını duyurmasından bu yana bölgedeki gerilim tırmanmış durumda.
ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon, Kızıldeniz'deki saldırılara karşı 'Refah Muhafızı' operasyonunu başlatmıştı. Ancak Husiler, bu operasyonun kendilerini caydırmadığını belirterek saldırılarına devam ediyor. Kızıldeniz'deki güvenlik riski, küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Birçok nakliye şirketi, bölgedeki riskler nedeniyle Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu'nu tercih etmeye başladı. Bu durum, uluslararası ticarette gecikmelere ve maliyet artışlarına yol açıyor.
Uzmanlar, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarının bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığını belirtiyor. İran'ın Husilere verdiği askeri destek, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkelerini de endişelendiriyor. Yemen'deki çatışmaların sona ermesi için uluslararası toplumun daha etkin bir rol oynaması gerektiği ifade ediliyor. Ancak taraflar arasındaki güven eksikliği, ateşkes ve barış sürecinin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmalar ve Kızıldeniz'de artan güvenlik riskleri, Türkiye'yi doğrudan etkileyen gelişmeler. Türkiye, bölgede insani yardım çalışmaları yürütürken, Kızıldeniz'in güvenliği küresel ticaret için kritik önem taşıyor. Türk şirketleri ve limanları, Akdeniz'den Kızıldeniz'e uzanan ticaret yollarında aktif rol oynuyor. Bu nedenle, Kızıldeniz'deki saldırılar Türk ticaretini de tehdit ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel istikrar arayışı, Yemen'deki çatışmaların sona ermesine bağlı. Ankara'nın, BM öncülüğündeki barış sürecine destek vermesi ve bölgesel diyaloğu teşvik etmesi bekleniyor.