Yemen'deki İran yanlısı Husiler, pazartesi günü Suudi Arabistan'a yeni bir saldırı dalgası başlattıklarını duyurdu ve Kızıldeniz'in güneyinde stratejik Büyük ve Küçük Haniş adalarını ele geçirdi. Bu hamle, isyancıların kritik bir deniz ticaret yolunu kontrol etme kapasitesini artırıyor.
Stratejik Adaların Ele Geçirilmesi
Husi askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı açıklamada, "Büyük ve Küçük Haniş adaları tamamen kontrol altına alındı" dedi. Adalar, Yemen'in batı kıyısı açıklarında, Bab el-Mendeb Boğazı'na yakın bir konumda bulunuyor. Bu boğaz, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve dünya deniz ticaretinin yaklaşık %10'unun geçtiği kritik bir geçiş noktası. Haniş adaları, askeri uzmanlara göre, deniz trafiğini izlemek ve gerektiğinde müdahale etmek için ideal bir üs konumunda.
Husilerin bu adaları ele geçirmesi, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerinin bölgedeki varlığını zayıflatırken, İran'ın Kızıldeniz'deki etkisini artırması olarak yorumlanıyor. Adalar daha önce Suudi destekli Yemen hükümet güçlerinin kontrolündeydi. Husilerin bu başarısı, Yemen iç savaşında dengeyi değiştirebilir.
Suudi Arabistan'a Yönelik Saldırılar
Husiler, pazartesi günü Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri hedeflere ve ekonomik tesislere yönelik bir dizi füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlediklerini açıkladı. Saree, saldırıların Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, Cizan ve Necran bölgelerindeki askeri üsler ve Abha Havalimanı'nı hedef aldığını belirtti. Suudi yetkililer, saldırıların bir kısmının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini, ancak bazı tesislerde maddi hasar meydana geldiğini kabul etti. Henüz can kaybı bildirilmedi.
Bu saldırılar, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik son aylardaki en kapsamlı operasyonu olarak nitelendiriliyor. Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. Çatışmalar, binlerce sivilin ölümüne ve büyük bir insani krize yol açtı. Birleşmiş Milletler, Yemen'i dünyanın en kötü insani krizlerinden biri olarak tanımlıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Husilerin Kızıldeniz'deki artan etkinliği, küresel deniz ticareti için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen gemiler, Husilerin kontrolündeki bölgelerden geçmek zorunda. Daha önce Husiler, İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenlemiş ve bazı gemileri kaçırmıştı. Bu durum, uluslararası nakliye şirketlerini alternatif rotalara yönlendirdi ve sigorta maliyetlerini artırdı.
ABD ve müttefikleri, Kızıldeniz'de deniz güvenliğini sağlamak için görev gücü oluşturmuş durumda. Ancak Husilerin adaları ele geçirmesi, bu çabaları zorlaştırabilir. Uzmanlar, İran'ın Husilere silah ve teknoloji desteği sağladığını belirtiyor. Tahran, bu iddiaları reddediyor. Bölgesel güç dengesi açısından, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran'ın Yemen üzerinden artan nüfuzundan endişe duyuyor.
Öte yandan, Yemen'deki savaş, Suudi Arabistan'ın ekonomik ve askeri kaynaklarını tüketirken, Husilerin elindeki insansız hava araçları ve balistik füzeler, Suudi petrol tesislerini vurabilecek kapasiteye ulaştı. 2019'da Suudi Aramco tesislerine yapılan saldırı, küresel petrol arzını geçici olarak kesintiye uğratmıştı. Benzer bir saldırı, enerji fiyatlarında dalgalanmaya neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Kızıldeniz'de stratejik adaları ele geçirmesi ve Suudi Arabistan'a saldırıları, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Kızıldeniz, Türkiye'nin Asya ve Afrika'ya açılan deniz ticaret yollarının önemli bir parçası. Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türk ihracat gemilerinin güvenliğini tehdit edebilir ve nakliye maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu saldırılar, bölgesel gerilimi tırmandırarak Türkiye'nin diplomatik dengelerini zorlaştırabilir. Türkiye, Yemen'de siyasi çözüm için BM girişimlerini destekliyor. Husilerin İran ile bağlantısı, Türkiye'nin İran ile olan karmaşık ilişkilerini de etkileyebilir. Ankara, hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkilerini yönetmeye çalışırken, Kızıldeniz'deki güvenlik durumu yakından takip edilmeli.