Husiler, Kasım 2023’ten bu yana Kızıldeniz’de ticari gemilere düzenledikleri saldırılarla küresel deniz ticaretini tehdit ediyor. Son olarak, 7 Temmuz’da İran’a ait bir sivil uçağın, yaklaşık on yıldır süren Suudi hava ablukasını delerek Husilerin kontrolündeki Sana’ya inmesi, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun tepkisini çekti. Koalisyon, Hudeyde limanı ve Sana Havalimanı’nı hedef alan “eşi görülmemiş güçte” saldırılar düzenleme tehdidinde bulundu. Suudi Arabistan’ın güney sınırında uzun süredir devam eden İran destekli Husilerle mücadelesi, bölgedeki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendiriyor. Husilerin askeri kabiliyetleri, İran’ın desteğiyle her geçen gün artarken, Yemen’deki iç savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski de yükseliyor.
Gelişmenin Arka Planı
2014’ten bu yana Yemen’de iktidar mücadelesi veren Husiler, İran’ın en önemli vekil güçlerinden biri haline geldi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteklediği Yemen hükümeti, Husilere karşı savaşırken, İran’ın Husilere sağladığı balistik füzeler ve insansız hava araçları, çatışmanın seyrini değiştirdi. Suudi koalisyonunun uyguladığı hava ablukası, Husilerin İran’dan doğrudan askeri yardım almasını engellemeyi amaçlıyordu. Ancak İran, bu ablukayı delmek için farklı yollar denedi. Sivil uçakla yapılan bu son girişim, İran’ın Husilere verdiği desteğin boyutunu gözler önüne serdi.
Husiler, bu hamleyi ‘İran ile doğrudan bağlantı kurmanın bir yolu’ olarak tanımlarken, Suudi Arabistan ise ‘uluslararası hukukun ihlali’ olarak nitelendirdi. Uçağın inişine izin verilmesi, Husilerin Sana Havalimanı üzerindeki kontrolünü pekiştirdi. Husiler, daha önce de İran’dan gelen yardım uçaklarını Sana’ya indirmişti ancak bu, ablukanın başladığı 2015’ten bu yana gerçekleşen en yüksek profilli uçuş oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin saldırıları, küresel tedarik zincirlerini tehdit ediyor. Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık %12’sine ev sahipliği yapıyor. Husilerin Kasım 2023’te başlattığı gemi saldırıları, birçok denizcilik şirketini rotalarını değiştirmeye itti. ABD ve İngiltere, Husilere yönelik hava saldırıları düzenlese de, grup direnmeye devam ediyor. İran’ın uçak göndermesi, Tahran’ın bölgede nüfuzunu artırma çabasının bir yansıması. Bu durum, Suudi Arabistan ve İran arasında Çin arabuluculuğunda 2023’te varılan normalleşme anlaşmasını zora sokabilir. Suudi Arabistan, Husilerin saldırılarını ‘İran’ın Yemen’deki istikrarsızlığı körüklemesi’ olarak yorumlarken, İran ise Husileri bağımsız bir güç olarak tanımlıyor.
Husiler, ayrıca Gazze’deki savaşa atıfta bulunarak, saldırılarının ‘Filistin halkına destek amaçlı’ olduğunu söylüyor. Bu söylem, Arap kamuoyunda Husilere sempatiyi artırıyor. Ancak Birleşmiş Milletler, Husilerin saldırılarını kınarken, Yemen’deki insani krizin derinleştiğine dikkat çekiyor. Yemen nüfusunun %80’inden fazlası insani yardıma muhtaç durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Kızıldeniz’deki ticari çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türk bandıralı gemiler ve Türkiye’nin ticaret ortakları, Husilerin saldırılarından etkileniyor. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanmasını desteklerken, İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimin tırmanması, Ankara’nın denge politikasını zorlayabilir. Ayrıca, Husilerin İran’la bağları, Türkiye’nin Somali ve Libya’daki varlığıyla rekabet eden vekil güçler ağını güçlendirebilir. Türkiye’nin, Katar ve Umman gibi aktörlerle birlikte Yemen’de siyasi çözüm için arabuluculuk çabaları, bu gelişmeler ışığında daha da önem kazanıyor.