İran destekli Husi milisleri, Yemen'in geçici başkenti Aden'de başkanlık sarayı ve havalimanına eş zamanlı saldırılar düzenledi. Saldırılar, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği hükümet güçlerinin kontrolündeki kente yönelik son aylardaki en ciddi tırmanma olarak değerlendiriliyor. Husiler, saldırıları insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle gerçekleştirdiğini açıkladı. Aden Havalimanı'nda patlamalar meydana gelirken, başkanlık sarayı çevresinde de çatışmalar yaşandığı bildirildi. Can kaybına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı; ancak yerel kaynaklar en az iki kişinin yaralandığını öne sürüyor.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Husilerin başkent Sanaa'yı ele geçirmesi ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahalesiyle derinleşti. Aden, hükümetin geçici merkezi haline gelmişti. Ancak kent, son yıllarda Husilerin füze ve İHA saldırılarına sık sık hedef oldu. Bu saldırılar, genellikle Suudi Arabistan ve BAE'yi vurmayı amaçlıyordu; fakat Aden'e yönelik doğrudan eylemler, Husilerin güneyde de etki alanını genişletme çabası olarak yorumlanıyor.
Husiler, Yemen'in kuzeyindeki Sanaa ve çevresini kontrol ediyor; hükümet güçleri ise güneyde Aden ve çevresinde tutunuyor. Birleşmiş Milletler'in tanıdığı hükümet, Suudi Arabistan ve BAE'nin desteklediği koalisyonla ayakta duruyor. Ancak koalisyon içindeki gruplar arasında da çatlaklar var; Güney Geçiş Konseyi (STC) gibi ayrılıkçı yapılar, Aden'de zaman zaman hükümetle çatışıyor. Bu iç bölünmüşlük, Husilerin saldırılarını kolaylaştırabiliyor.
Son saldırı, Yemen'deki insani krizin derinleştiği bir dönemde geldi. Ülkede milyonlarca insan yerinden edilmiş durumda ve gıda güvenliği ciddi tehdit altında. Saldırılar, zaten kırılgan olan ateşkes çabalarını da baltalayabilir. Nisan 2022'de ilan edilen ve iki kez uzatılan ateşkes, Ekim 2022'den bu yana büyük ölçüde askıda. Husilerin Aden'e yönelik saldırıları, Birleşmiş Milletler'in yeni bir ateşkes için yürüttüğü müzakereleri zora sokacak nitelikte.
Bölgesel ve küresel boyut
Husilerin Aden'e saldırısı, İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının bir yansıması. İran, Husilere silah ve finansal destek sağlamakla suçlanıyor; Tahran bu iddiaları reddetse de batılı ülkeler ve körfez ülkeleri aksi yönde istihbarat sunuyor. Saldırı, İran'ın bölgede artan etkisine işaret ederken, Suudi Arabistan'ın Yemen politikasını da sorgulatıyor.
Diğer yandan, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor. Aden, stratejik konumu itibarıyla Bab-ül Mendeb Boğazı'na yakınlığıyla önemli. Saldırılar, bölgedeki deniz güvenliğini daha da kırılgan hale getirebilir. ABD ve İngiltere, Husilerin Kızıldeniz'deki eylemlerine karşılık olarak bazı askeri operasyonlar düzenlemişti; ancak bu operasyonlar Husilerin kapasitesini tamamen ortadan kaldırmadı.
Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmanın çözümü için çeşitli girişimlerde bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi, Husilerin saldırılarını kınayan kararlar aldı; ancak kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Aden'e yönelik bu son saldırı, barış sürecine olan güveni azaltabilir ve Yemen'deki istikrarsızlığı daha da derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki iç savaşta taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrar ve deniz ticareti güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Aden'e yapılan saldırılar, Kızıldeniz ve Bab-ül Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik riskini artırarak Türk ticaret gemilerinin seyir güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Husilerin saldırıları Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimi tırmandırarak bölgesel istikrarsızlığı körükleyebilir; bu durum Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ticaret yolları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Türkiye, Yemen'de siyasi çözüm için BM öncülüğündeki çabalara destek vermeyi sürdürmekte ve insani yardımlarını artırmaktadır. Ancak, saldırıların sürmesi halinde Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ve insani faaliyetleri daha da zorlaşabilir.