İsrail'in Filistin Yönetimi'ne (FY) sağlanan fonları engellemesi, işgal altındaki Batı Şeria'da sağlık sistemini ağır bir finansman krizine sürükledi. Bölgedeki hastaneler, ilaç ve tıbbi malzeme tedarikinde ciddi sıkıntılar yaşarken, sağlık çalışanları maaşlarını alamıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Batı Şeria genelinde 50'den fazla hastane ve yüzlerce birinci basamak sağlık merkezi, kaynak yetersizliği nedeniyle hizmet kapasitesini önemli ölçüde düşürmüş durumda. Uluslararası yardım kuruluşları, acil müdahale olmazsa sistemin tamamen çökeceği uyarısında bulunuyor.
Finansman Krizi Nasıl Ortaya Çıktı?
Krizin temelinde, İsrail'in 2023 yılından bu yana Filistin Yönetimi'ne aktarılması gereken vergi ve gümrük gelirlerini kısmen veya tamamen askıya alması yatıyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca İsrail, Filistin adına topladığı vergileri her ay düzenli olarak devretmekle yükümlü. Ancak İsrail hükümeti, FY'nin şehit ailelerine yaptığı ödemeleri gerekçe göstererek bu transferlerin büyük bölümünü durdurdu. Bu gelirler, FY bütçesinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyordu. Fon akışının kesilmesi, sağlık dahil tüm kamu hizmetlerinde zincirleme bir etki yarattı.
Filistin Sağlık Bakanlığı yetkilileri, 2024 yılı başından itibaren hastanelere ayrılan bütçenin yüzde 60 oranında azaldığını belirtiyor. Özellikle Ramallah, Nablus ve El Halil'deki büyük devlet hastaneleri, tıbbi malzeme stoklarının tükenme noktasına geldiğini rapor ediyor. Elektrik ve su faturalarının ödenememesi nedeniyle bazı hastaneler jeneratörlerle çalışmak zorunda kalıyor. Ameliyatlar erteleniyor, kronik hastaların tedavileri aksıyor.
Sağlık Çalışanları ve Hastalar Üzerindeki Etkiler
Batı Şeria'daki sağlık çalışanları, aylardır maaşlarının tamamını veya bir kısmını alamıyor. Doktorlar ve hemşireler, geçim sıkıntısı nedeniyle iş bırakma eylemleri düzenliyor. Bu durum, zaten kırılgan olan sağlık hizmetlerinin daha da aksamasına yol açıyor. Hastanelerde yatak doluluk oranları artarken, acil servislerde bekleme süreleri uzuyor. Hastalar, ilaç temininde büyük zorluk çekiyor; özellikle kanser, diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkları olanlar, tedavilerine devam edemiyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Dünya Sağlık Örgütü, Batı Şeria'daki sağlık durumuna ilişkin yaptıkları açıklamalarda, acil finansal desteğin sağlanması çağrısında bulundu. Ancak uluslararası yardımlar da yetersiz kalıyor; çünkü bağışçı ülkeler, Filistin Yönetimi'nin artan borçları ve şeffaflık sorunları nedeniyle desteği kısıtlı tutuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki sağlık krizi, sadece insani bir sorun olmanın ötesinde, bölgesel istikrar açısından da riskler taşıyor. Sağlık sisteminin çökmesi, radikal grupların halk arasında destek bulmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Filistin Yönetimi'nin otoritesi zayıfladıkça, işgal altındaki topraklarda güvenlik boşluğu oluşabilir. İsrail, bu durumu kendi güvenliği için bir tehdit olarak görse de, uluslararası toplum, İsrail'in fonları kesmesini kolektif cezalandırma olarak eleştiriyor.
Avrupa Birliği ve ABD, Filistin Yönetimi'ne yönelik finansal desteği sürdürme sinyali verirken, İsrail'e vergi gelirlerini derhal devretmesi çağrısında bulunuyor. Ancak İsrail'in bu çağrılara ne kadar kulak vereceği belirsiz. BM İnsan Hakları Konseyi, konuyu yakın zamanda gündeme taşıdı ve bağımsız bir soruşturma başlatılmasını talep etti.
Uzmanlar, krizin derinleşmesi durumunda Batı Şeria'da tam bir insani felaket yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Sağlık sisteminin ayakta kalması için acil olarak uluslararası fonların serbest bırakılması ve İsrail'in vergi transferlerini yeniden başlatması gerekiyor. Aksi halde, masum sivillerin hayatı daha da zorlaşacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve bölgesel insani yardımlar açısından bu krizi yakından takip ediyor. Batı Şeria'daki sağlık sisteminin çökmesi, Türkiye'nin Filistin Yönetimi'ne yönelik artırdığı insani yardımların önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, İsrail'in fonları kesmesini uluslararası hukuka aykırı bir cezalandırma olarak değerlendiriyor ve Filistin halkının sağlık hizmetlerine erişiminin engellenmesini insan hakları ihlali olarak görüyor. Ayrıca, bölgede istikrarsızlığın artması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, uluslararası toplumu Filistin Yönetimi'ne acil mali destek sağlamaya ve İsrail'i vergi gelirlerini aktarmaya zorlamaya çağırıyor. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için yürüttüğü diplomasi çabalarının merkezinde yer almayı sürdürecek.