Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Abha Havalimanı'na insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle saldırı düzenlediklerini duyurdu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, saldırının Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun bir gün önce Yemen'in başkenti Sana'daki uluslararası havalimanına düzenlediği hava saldırısına misilleme olduğunu belirtti. Suudi Arabistan ise Abha Havalimanı'na yönelik saldırıyı doğrularken, havalimanının sivil uçuşlara kapatıldığını ve uçurulan bir İHA'nın imha edildiğini açıkladı. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı bildirildi ancak havalimanındaki bazı tesislerde hasar oluştu. Olay, Yemen'de yıllardır süren savaşta tırmanan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: Yemen savaşında yeni bir aşama
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında İran destekli Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'te uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklemek için askeri müdahalede bulundu. O tarihten bu yana binlerce sivil öldü, milyonlarca kişi yerinden edildi ve ülke insani krizle boğuşuyor. Son aylarda ateşkes çağrılarına rağmen çatışmalar yoğunlaştı. Suudi koalisyonu, Sana'daki havalimanını Husilerin askeri amaçlarla kullandığı gerekçesiyle vurduğunu belirtirken, Husiler de Suudi Arabistan topraklarını hedef alarak misillemede bulunuyor. Abha Havalimanı, Husilerin daha önce de defalarca saldırdığı bir hedef. Husilerin elindeki balistik füzeler ve İHA'lar, Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerine rağmen aralıklı da olsa hedeflere ulaşabiliyor.
Çatışmaların bu boyutlara ulaşması, bölgesel ve küresel güçlerin de dikkatini çekiyor. İran, Husilere lojistik ve askeri destek sağlamakla suçlanıyor; Suudi Arabistan ise başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerden silah ve istihbarat desteği alıyor. Yemen'deki kriz, Suudi Arabistan'ın güvenliği için doğrudan bir tehdit oluştururken, aynı zamanda İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabetin de bir yansıması olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Suudi-İran gerilimi ve enerji güvenliği
Abha Havalimanı'na yönelik saldırı, yalnızca Yemen savaşının bir parçası değil, aynı zamanda Suudi Arabistan ile İran arasındaki bölgesel güç mücadelesinin de bir göstergesi. İran, yıllardır Yemen, Suriye, Lübnan ve Irak'ta vekil güçler aracılığıyla nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Suudi Arabistan ise bu yayılmaya karşı koymak için koalisyonlar kuruyor ve ABD ile yakın işbirliği yapıyor. Saldırı, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir. Suudi Arabistan dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve ülkedeki gerginlikler petrol fiyatlarının yükselmesine neden olabilir. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle zaten istikrarsız olan enerji piyasaları, Orta Doğu'daki bu tür olaylara karşı hassas.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkes sağlanması için çaba gösteriyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve bölgesel rekabet, barış çabalarını zorlaştırıyor. Husilerin Suudi topraklarına yönelik saldırıları, Suudi Arabistan'ın askeri müdahalesini artırmasına ve bölgede daha fazla istikrarsızlığa yol açabilir. ABD ve Birleşik Krallık gibi ülkeler, Suudi Arabistan'a hava savunma sistemleri ve istihbarat desteği sağlayarak koalisyonu destekliyor. Bu durum, Yemen savaşının bir vekalet savaşına dönüştüğünü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir pozisyon izlemeye çalışsa da Suudi Arabistan ile olan stratejik ilişkileri ve Kızıldeniz'deki güvenlik çıkarları nedeniyle gelişmeleri yakından takip ediyor. Husilerin Suudi havalimanına saldırısı, bölgedeki istikrarsızlığın Türkiye'nin enerji ticaret yollarını ve Kızıldeniz'deki deniz güvenliğini etkileyebileceği anlamına geliyor. Ayrıca Türkiye, İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı Suudi Arabistan ile işbirliğini derinleştirirken, Yemen'deki çatışmanın büyümesi Ankara'nın Orta Doğu politikalarını da şekillendirebilir. Türkiye'nin insani yardım ve arabuluculuk çabaları, çatışmanın daha fazla tırmanmasını önlemeye yönelik olsa da, Suudi-İran rekabetinin doğrudan bir parçası olmaktan kaçınılıyor.