İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), 28 Ocak 2024 tarihinde Ürdün'ün doğusunda bulunan bir ABD askeri üssünü hedef alan saldırıyı üstlendiğini açıkladı. Saldırıda, ABD merkezli bir İHA'nın düşürüldüğü ve üç ABD askerinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. IRGC tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırının Filistin davasına destek ve ABD'nin bölgedeki işgalci politikalarına karşı bir misilleme olduğu vurgulandı. Bu gelişme, ABD-İran arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da tırmandırırken, Ortadoğu'da büyük bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Saldırı, Gazze'de haftalardır süren çatışmaların bölgesel yansımalarından biri olarak değerlendiriliyor. İran destekli gruplar, ABD'nin İsrail'e verdiği desteği protesto amacıyla Irak ve Suriye'deki ABD hedeflerine yönelik saldırılarını artırmıştı. Ürdün'deki ABD üssü olan Tower 22, Suriye sınırına yakın bir konumda bulunuyor ve lojistik destek amacıyla kullanılıyor. IRGC, bu üssün özellikle İsrail'e yönelik istihbarat ve komuta merkezi olarak işlev gördüğünü iddia ediyor.
Beyaz Saray'dan yapılan ilk açıklamada, saldırının İran'ın bu bölgedeki vekil güçleri tarafından gerçekleştirildiği belirtilirken, ABD Başkanı Joe Biden, sorumluların adalet önüne çıkarılacağını ifade etti. ABD Kongresi'nde ise bazı milletvekilleri, İran'ın kendi topraklarında vurulması çağrısında bulundu. Pentagon, saldırının arkasındaki grubu belirlemek için istihbarat çalışmalarını sürdürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, ABD ile İran arasında doğrudan bir çatışma riskini artırıyor. 2020 yılında Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından yaşanan gerginlik, İran'ın nükleer programı ve bölgesel etkisi nedeniyle halen sürmektedir. Uzmanlar, İran'ın bu tür saldırılarla ABD'yi bölgeden çekilmeye zorlamayı hedeflediğini belirtiyor. Öte yandan, Ürdün yönetimi, topraklarının çatışma alanına dönüşmesinden endişe ederek diplomatik girişimleri hızlandırdı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaparken, İran destekli Husiler Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarına devam ediyor.
Küresel ölçekte ise olay, uluslararası toplumun dikkatini yeniden Ortadoğu'ya çevirdi. Çin ve Rusya, ABD'yi bölgedeki askeri varlığını azaltmaya çağırırken, Avrupa Birliği gerilimin düşürülmesi için arabuluculuk teklif etti. BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı taleplerine rağmen, ABD ve İran arasındaki uzlaşmaz tutum krizi derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem ABD ile NATO müttefiki hem de İran'la komşu ülke olarak bu krizden doğrudan etkileniyor. Gelişme, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve bölgesel istikrarını tehdit edebilir; zira PKK/YPG gibi terör örgütlerinin bu tür ortamlardan beslenmesi muhtemeldir. Türkiye, İran'ın Irak ve Suriye'deki artan faaliyetlerine karşı dikkatli olmak zorunda. Dahası, ABD-İran gerginliği, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ve İran ile olan ticari ilişkilerini zedeleyebilir. Bu nedenle Türkiye'nin, hem NATO yükümlülüklerini yerine getirirken hem de İran'la diyaloğu sürdürmesi, bölgesel bir denge politikası izlemesi kritik önem taşıyor.