Yemen'deki Husi güçleri tarafından Salı günü Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine düzenlenen balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarında 13 sivil yaralandı. Saldırılar, bölgede tansiyonun yeniden yükseldiğini gösterirken, ABD Savunma Bakanlığı Müfettişliği tarafından yayımlanan bir rapor, ABD'nin maliyetli savaş nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşadığını ortaya koydu. Suudi yetkililer, saldırıların sivil yerleşim alanlarını hedef aldığını belirterek uluslararası toplumu Husilere karşı harekete geçmeye çağırdı.
Husi saldırılarının arka planı ve bölgesel gerilim
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta Husiler, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerine karşı sık sık sınır ötesi saldırılar düzenliyor. Son saldırı, Husilerin askeri kapasitesini koruduğunu ve hatta geliştirdiğini gösteriyor. Balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA), Suudi Arabistan'ın güneyindeki Cizan, Necran ve Asir bölgelerindeki sivil altyapıyı hedef aldı. Suudi Arabistan Devlet Haber Ajansı'na (SPA) göre, saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 sivil yaralandı; bazılarının durumu ağır. Suudi hava savunma sistemleri füzenin bir kısmını düşürse de, parçaların sivil yerleşim yerlerine isabet ettiği bildirildi.
Husiler, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik askeri müdahalesine yanıt olduğunu savunuyor. Suudi Arabistan ise Husileri bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olarak gösteriyor ve İran'ın Husilere silah sağladığını iddia ediyor. İran bu suçlamaları reddediyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesinden endişe duyduğunu yineleyerek taraflara itidal çağrısı yaptı.
Öte yandan, ABD Savunma Bakanlığı Müfettişliği'nin yayımladığı rapor, ABD'nin Ukrayna ve Orta Doğu'daki askeri angajmanları nedeniyle mühimmat stoklarında ciddi bir açık oluştuğunu gösteriyor. Rapor, özellikle topçu mühimmatı, hava savunma füzeleri ve hassas güdümlü silahlarda tedarik zinciri sorunlarına dikkat çekiyor. ABD'nin savunma sanayii üretiminin artan talebi karşılamakta zorlandığı ve bu durumun uzun vadede stratejik riskler barındırdığı vurgulanıyor. Uzmanlar, bu açığın ABD'nin küresel askeri caydırıcılığını zayıflatabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Husi saldırıları, Orta Doğu'da vekalet savaşlarının yeniden alevlenebileceğinin sinyalini veriyor. Suudi Arabistan, son aylarda Yemen'deki savaşı sonlandırmak için Husilerle dolaylı görüşmeler yürütüyordu. Ancak bu saldırı, barış çabalarını sekteye uğratabilir. Ayrıca, İsrail-Hamas çatışmasının yarattığı gerilim, Husi saldırılarını da etkiliyor; Husiler, İsrail'e karşı da füze ve İHA saldırıları düzenlemişti. Bu durum, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ediyor ve küresel enerji fiyatlarını dalgalandırıyor.
ABD'nin mühimmat sıkıntısı ise küresel güvenlik mimarisini sarsıyor. NATO üyeleri, savunma harcamalarını artırma ve üretim kapasitelerini genişletme konusunda baskı altında. Avrupa ülkeleri, Ukrayna'ya askeri destek sağlamakta zorlanırken, Asya-Pasifik'te Çin ve Kuzey Kore'ye karşı caydırıcılık için kaynak ayırmak zorunda. Bu durum, Türkiye gibi bölgesel güçlerin savunma sanayii ve jeopolitik konumunu daha da önemli hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husi saldırıları ve ABD'nin mühimmat açığı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve savunma politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alırken, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Husi saldırılarının sürmesi, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Bab-el Mendeb Boğazı'ndaki ticaret yollarının güvenliği için endişelerini artırıyor. Ayrıca ABD'nin mühimmat sıkıntısı, Türk savunma sanayiine olan talebi artırabilir ve Türkiye'nin NATO içindeki stratejik değerini yükseltebilir. Türkiye, insansız hava araçları ve mühimmat üretimindeki kabiliyetiyle bu açığı kısmen doldurabilir. Ancak bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomik istikrarı için risk oluşturmaya devam ediyor.