Yemen'deki Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı çevresinde artan etkisi, Kızıldeniz'deki stratejik dengeleri yeniden şekillendiriyor. Boğaz, dünya deniz ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği kritik bir geçiş noktası. Husilerin bu bölgede kontrolü ele geçirmesi, sadece Yemen iç savaşının değil, aynı zamanda bölgesel güç mücadelesinin de yeni bir aşamasına işaret ediyor.
Bab el-Mendeb'in Stratejik Önemi
Bab el-Mendeb, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve Asya ile Avrupa arasındaki en kısa deniz yolunu oluşturan bir boğazdır. Her yıl on binlerce gemi buradan geçerek Süveyş Kanalı'na ulaşır. Boğazın genişliği yer yer 26 kilometreye kadar düşer ve iki ada (Perim ve Doumeira) tarafından kontrol edilir. Bu dar geçiş, onu askeri ve ekonomik açıdan son derece hassas bir nokta haline getirir.
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'in başkenti Sanaa'yı ve kuzey bölgelerini kontrol ediyor. Ancak son yıllarda Bab el-Mendeb'e kıyısı olan Hudeyde limanı çevresindeki etkinliklerini artırdılar. 2023'te İsrail'e yönelik saldırılarını bahane ederek Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar düzenlemeye başladılar. Bu saldırılar, küresel deniz ticaretini olumsuz etkiledi ve birçok gemi rotasını değiştirmek zorunda kaldı.
Husilerin elinde İran yapımı insansız hava araçları, balistik füzeler ve deniz mayınları bulunuyor. Bu silahlar, boğazdan geçen gemilere yönelik tehdit oluşturuyor. ABD ve müttefikleri, bölgede güvenliği sağlamak için koalisyon güçleri konuşlandırdı, ancak Husilerin saldırıları tamamen durdurulamadı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Husilerin Bab el-Mendeb üzerindeki kontrolü, İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırması anlamına geliyor. İran, Husilere silah ve lojistik destek sağlayarak Suudi Arabistan ve BAE gibi rakiplerine karşı bir vekalet savaşı yürütüyor. Bu durum, Körfez ülkeleri arasındaki gerilimi tırmandırıyor.
Diğer yandan, Mısır için Bab el-Mendeb hayati önem taşıyor. Süveyş Kanalı'ndan elde edilen gelir, Mısır ekonomisinin can damarı. Boğazdaki istikrarsızlık, Süveyş trafiğini azaltarak Mısır'ın gelirlerini düşürebilir. Mısır, bu nedenle Husilere karşı Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona destek veriyor.
Küresel ticaret açısından ise, Bab el-Mendeb'deki kesintiler enerji fiyatlarını ve nakliye maliyetlerini artırıyor. Avrupa ve Asya arasındaki tedarik zincirleri olumsuz etkileniyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü, bölgede seyir güvenliği konusunda uyarılarda bulunuyor.
ABD, Husileri terör örgütü olarak tanımlasa da doğrudan askeri müdahaleden kaçınıyor. Washington, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlıyor ancak kendi askerlerini riske atmak istemiyor. Bu durum, bölgede güç boşluğu yaratıyor ve Husilerin elini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bab el-Mendeb'deki gelişmeler, Türkiye'nin deniz ticareti güvenliği ve bölgesel istikrar politikaları açısından önem taşıyor. Türk gemileri de bu rotayı kullanarak Asya ve Afrika'ya ticaret yapıyor. Boğazdaki istikrarsızlık, Türk ihracatçıları için ek maliyet ve risk anlamına geliyor. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki krize siyasi çözüm bulunması için diplomatik çaba harcıyor. Husilerin kontrolü, İran'ın bölgedeki etkisini artırarak Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkilerini zorlaştırabilir. Türkiye, hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkilerini korumaya çalışırken, Kızıldeniz'deki güvenlik endişelerini de dikkate almak zorunda.