Yemen'de İran destekli Husiler, hükümet güçlerinin kontrolündeki Marib ve Taiz kentlerine yönelik askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Marib, ülkenin petrol ve doğalgaz kaynaklarının merkezi konumunda. Taiz ise stratejik konumuyla kritik bir geçiş noktası. Husilerin bu iki kenti ele geçirmesi, hem ekonomik hem de askeri dengeleri değiştirebilir.
Marib: Petrolün Kalbi
Marib, Yemen'in en zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Ülkenin tek sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracat tesisi olan Belhaf da bu bölgede bulunuyor. Marib, aynı zamanda Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümetinin en önemli ekonomik kozu. Husi kontrolüne geçmesi halinde, hükümetin gelir kaynaklarının büyük bölümü kaybedilecek ve Husiler savaş ekonomisini güçlendirecek.
Marib, aynı zamanda stratejik bir enerji koridoru. Suudi Arabistan'a yakınlığı, bölgenin Riyad için güvenlik tamponu olduğunu gösteriyor. Husilerin buraya yerleşmesi, Suudi sınırında İran yanlısı bir varlık anlamına gelir. Bu durum, Suudi Arabistan'ın güney sınırlarında ciddi bir tehdit oluşturur.
2014'ten bu yana devam eden çatışmalarda Marib, hükümetin son kalesi olarak görülüyor. Kentin düşmesi, Yemen iç savaşında bir dönüm noktası olabilir. Birleşmiş Milletler, Marib'de 1 milyondan fazla yerinden edilmiş insanın bulunduğunu ve olası bir saldırının insani felakete yol açacağını uyarıyor.
Taiz: Stratejik Geçiş Noktası
Taiz, Yemen'in güneybatısında, Aden Körfezi'ne yakın bir konumda. Bab el-Mendeb Boğazı'na yakınlığı, kenti küresel ticaret yolları açısından kritik kılıyor. Dünya deniz ticaretinin yaklaşık %10'u bu boğazdan geçiyor. Husilerin Taiz'i kontrol etmesi, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki deniz trafiğini doğrudan etkileyebilir.
Taiz, aynı zamanda Husilerin kuzeydeki merkezleri ile güneydeki liman kentleri arasındaki bağlantıyı kesen bir hat üzerinde. Husi kuşatması, hükümet güçlerinin ve sivillerin hareket alanını kısıtlıyor. Kentte uzun süredir devam eden çatışmalar, altyapıyı tahrip etmiş durumda. BM raporlarına göre, Taiz'de 600 binden fazla kişi acil yardıma muhtaç.
Taiz'in düşmesi, Husilerin güneye doğru ilerleyişini hızlandırabilir ve Aden'i tehdit edebilir. Aden, Yemen hükümetinin geçici başkenti ve Suudi koalisyonunun önemli bir üssü. Bu nedenle Taiz, sadece askeri değil, aynı zamanda sembolik bir öneme sahip.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen iç savaşı, bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan ve BAE, hükümeti desteklerken; İran, Husilere silah ve finansman sağlıyor. Bu çatışma, Orta Doğu'daki Sünni-Şii geriliminin bir yansıması. ABD, Suudi koalisyonuna istihbarat ve lojistik destek veriyor ancak son yıllarda desteğini azalttı. BM, siyasi çözüm için çaba sarf ediyor fakat taraflar arasındaki güven bunalımı müzakereleri zorlaştırıyor.
Husilerin Marib ve Taiz'e yönelik saldırıları, küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir. Yemen, önemli bir petrol üreticisi olmasa da, Bab el-Mendeb Boğazı üzerinden geçen tanker trafiği için risk oluşturuyor. Olası bir Husi kontrolü, deniz yollarının güvenliğini tehdit edebilir ve petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açabilir.
İnsani boyut ise giderek ağırlaşıyor. BM, Yemen'de 20 milyondan fazla insanın yardıma muhtaç olduğunu, 4 milyon kişinin yerinden edildiğini bildiriyor. Marib ve Taiz'deki çatışmalar, yardım koridorlarını kapatabilir ve kıtlığı derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da, bölgesel istikrarsızlık Türk dış politikasını ve ekonomisini dolaylı yoldan etkiliyor. Husilerin Marib ve Taiz'de ilerlemesi, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini artırarak Körfez'de gerilimi tırmandırabilir. Bu durum, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle yürüttüğü dengeleme diplomasisini zorlaştırabilir. Ayrıca, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'deki istikrarsızlık, Türk ihracat gemilerinin güvenliğini tehdit edebilir ve enerji maliyetlerini yükseltebilir. Türkiye, insani yardım ve siyasi çözüm çağrılarıyla bölgede yapıcı bir rol üstlenmeye devam ediyor.