Yemen'de yıllardır süren iç savaşta önemli askeri başarılar elde eden Husiler, İran'ın bölgesel stratejisinde merkezi bir konuma yükseldi. Daha önce İran'ın "direniş ekseni" içinde en önemli aktör olarak Lübnan Hizbullahı görülürken, son gelişmelerle birlikte Husiler bu hiyerarşinin zirvesine yerleşti. ABD-İran geriliminde Husi faktörü, Tahran'ın elini güçlendiren yeni bir koz haline geldi.
Husilerin Yükselişi ve Hizbullah'ın Gerilemesi
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'in başkenti Sana'a ve geniş bir bölgesini kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı yürüttükleri mücadelede son yıllarda önemli kazanımlar elde ettiler. Özellikle Marib ve çevresindeki stratejik bölgelerde ilerlemeleri, grup üzerindeki baskıyı azalttı ve meşruiyetlerini artırdı. Buna karşılık Lübnan Hizbullahı, İsrail ile yaşadığı çatışmalar ve iç siyasi baskılar nedeniyle eski etkinliğini yitirmeye başladı. İran, direniş eksenindeki bu güç boşluğunu Husilerle dolduruyor.
Husilerin askeri kapasitesi de dikkat çekici boyutlara ulaştı. Balistik füzeler, insansız hava araçları ve deniz mayınlarıyla donatılan grup, Kızıldeniz'de uluslararası deniz trafiğini tehdit edebilecek seviyeye geldi. 2023'ten itibaren Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılar, Husilerin sadece Yemen içinde değil, küresel deniz güvenliğinde de belirleyici bir aktör olduğunu gösterdi. Bu saldırılar, ABD ve müttefiklerinin bölgedeki askeri varlığını artırmasına yol açtı.
İran, Husilere silah, eğitim ve finansman sağlayarak onları kendi stratejik hedefleri doğrultusunda yönlendiriyor. Uzmanlara göre, Husiler artık İran'ın en güvenilir ve en az maliyetli vekil gücü haline geldi. Çünkü Hizbullah gibi doğrudan İsrail ile karşı karşıya gelmiyor ve Lübnan'daki gibi iç siyasi krizlerle boğuşmuyor. Yemen'in coğrafi konumu da Husilere, Bab el-Mendeb Boğazı'nı kontrol etme ve küresel petrol akışını kesme imkanı tanıyor.
Bölgesel ve Küresel Dengelerde Husi Faktörü
Husilerin yükselişi, Orta Doğu'daki güç dengesini derinden etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Husileri en büyük güvenlik tehdidi olarak görüyor. Riyad, Yemen savaşında istediği sonucu alamadı ve Husilerle müzakere masasına oturmak zorunda kaldı. Bu durum, İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırırken, ABD'nin Orta Doğu'daki ittifak sistemini zorluyor. ABD, Husileri terör örgütü listesine geri alma ve askeri yöntemlerle etkisiz hale getirme seçeneklerini tartışıyor. Ancak geniş çaplı bir kara harekâtı, Yemen'deki insani krizi daha da derinleştirebilir.
Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, küresel ticaretin can damarlarından biri olan Süveyş Kanalı güzergâhını tehdit ediyor. Dünya ticaretinin yaklaşık %12'si bu güzergâhtan geçiyor. Saldırılar nedeniyle birçok gemi rotasını Ümit Burnu'na kaydırmak zorunda kaldı; bu da nakliye maliyetlerini ve sürelerini artırdı. Avrupa ve Asya arasındaki tedarik zincirleri olumsuz etkilendi. ABD öncülüğündeki "Refah Muhafızı" operasyonu, Husilerin deniz saldırılarını tamamen durduramadı. Bu durum, Husilerin ne kadar ileri teknolojiye ve stratejik kabiliyete ulaştığını gösteriyor.
İran'ın direniş ekseni stratejisi, Husiler üzerinden yeni bir aşamaya geçti. Tahran, Hizbullah'ın İsrail karşısında yıpranması ve Hamas'ın Gazze'de ağır darbe alması sonrasında, Husileri ön plana çıkararak İsrail ve ABD'ye karşı caydırıcılık sağlamaya çalışıyor. Husiler, İsrail'e yönelik füze saldırıları düzenleyerek bu stratejide aktif rol alıyor. Bu saldırılar çoğunlukla başarısız olsa da, İsrail'in güneyinde hava savunma sistemlerini meşgul ediyor ve bölgesel gerilimi tırmandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin güçlenmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ticaretini olumsuz etkiliyor; Süveyş güzergâhındaki aksamalar ihracat maliyetlerini artırıyor. Ayrıca İran'ın Yemen üzerinden nüfuz kazanması, Suudi Arabistan ve BAE ile yürütülen normalleşme sürecinde dengeleri değiştirebilir. Türkiye, Husilerin deniz saldırılarını durdurmak için diplomatik girişimlerde bulunabilir ve bölgesel diyalog mekanizmalarında aktif rol alabilir. Uzun vadede, Husilerin meşruiyet kazanması Yemen'deki siyasi çözümü de etkileyecek; Türkiye'nin insani yardım ve kalkınma projeleriyle sahada kalması önem taşıyor.