Hürmüz Boğazı'ndan daha fazla petrol geçtiğine dair raporlar, Trump yönetimi tarafından bir başarı olarak duyuruldu. Ancak uzmanlar, bu tür iyimser söylemlerin savaşın hâlâ bir çıkmazda olduğu gerçeğini gizlediğini belirtiyor. Nakliye maliyetleri yükselirken ve İran gemilere saldırmaya devam ederken, dünya piyasaları — akaryakıt fiyatları, sigorta primleri ve tedarik zincirleri — baskı altında. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), son haftalarda boğazdan geçen tanker sayısında artış olduğunu bildirdi, fakat bu artışın sürdürülebilirliği şüpheli.
Gelişmenin Arka Planı: İyimserlik mi, Yoksa Göz Boyama mı?
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. Son aylarda İran'ın boğazdaki ticari gemilere yönelik saldırıları ve el koyma girişimleri, uluslararası nakliye şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorladı. Ancak geçtiğimiz hafta açıklanan verilere göre, boğazdan geçen günlük tanker sayısı bir önceki aya göre %15 arttı. Bu artış, ABD Donanması'nın bölgedeki devriye faaliyetlerini yoğunlaştırması ve bazı sigorta şirketlerinin risk primlerini geçici olarak düşürmesiyle ilişkilendiriliyor.
Ne var ki, uzmanlar bu artışın kalıcı bir iyileşmeyi değil, kısa vadeli bir dalgalanmayı yansıttığı görüşünde. Deniz güvenliği analisti Dr. Sarah Chen, "Tanker sayısındaki artış, İran'ın saldırılarını durdurduğu anlamına gelmiyor. Aksine, İran daha sofistike yöntemlerle gemileri hedef almaya devam ediyor. Sadece bu hafta iki tanker mayın şüphesiyle rotasını değiştirmek zorunda kaldı" dedi. Ayrıca, nakliye maliyetleri son altı ayda %40 arttı ve bu durum nihai tüketici fiyatlarına yansımaya başladı.
Beyaz Saray sözcüsü, artan petrol trafiğini "Trump yönetiminin baskı politikasının bir zaferi" olarak nitelendirdi. Ancak Pentagon kaynakları, İran'ın boğazdaki etkisini kırmak için daha fazla askeri varlığa ihtiyaç duyulduğunu kabul ediyor. Bölgedeki ABD üslerine yönelik artan tehditler ve İran destekli milislerin faaliyetleri, savaşın genişleme riskini canlı tutuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Piyasalar ve Güvenlik
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. Brent petrol fiyatı, son bir ayda varil başına 85-90 dolar aralığında dalgalanıyor. Sigorta şirketleri, boğazdan geçen gemiler için savaş riski primi talep ediyor; bu primler bazı rotalarda %200'e varan oranlarda arttı. Nakliye devleri Maersk ve CMA CGM, bazı seferlerini askıya aldı veya rotalarını Afrika'nın Ümit Burnu üzerinden yeniden düzenledi. Bu değişiklikler, Asya-Avrupa arası tedarik sürelerini 10-15 gün uzatarak maliyetleri artırıyor.
İran, boğazı kapatma tehdidini sık sık dile getiriyor. Tahran yönetimi, ABD yaptırımlarına karşılık olarak zaman zaman tankerlere el koyuyor ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenliyor. Son olarak, İran Devrim Muhafızları'na bağlı hızlı botlar, bir Birleşik Arap Emirlikleri bandıralı gemiye uluslararası sularda müdahale etti. Bu olay, bölgede tansiyonun ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, askeri çözümün tek başına yeterli olmadığını, diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini vurguluyor. BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili acil toplanma çağrıları sonuçsuz kaldı. Rusya ve Çin, ABD'nin İran'a yönelik politikasını eleştirirken, Avrupa ülkeleri daha dengeli bir yaklaşım izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü bu bölgeden ithal ediyor; nakliye maliyetlerindeki artış ve sigorta primleri, cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkiliyor. Ayrıca, İran ile ticari ilişkileri olan Türk şirketleri, artan riskler nedeniyle zorlanıyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji koridorları projelerini (TANAP gibi) daha da önemli hale getiriyor. Türkiye'nin diplomatik dengeleri gözeterek hem ABD hem İran ile ilişkilerini yönetmesi kritik.