Hürmüz Boğazı'nda İran'ın uyarılarına rağmen gemiler, Tahran yönetimi tarafından onaylanmayan Umman açıklarındaki alternatif bir rotayı kullanmaya devam ediyor. Geçtiğimiz Çarşamba günü bir ticari gemiye bilinmeyen bir cisim isabet etmesi sonucu trafik seviyesi bir miktar düşse de, takip platformlarının Cuma günü yayımladığı verilere göre bölgedeki gemi hareketliliği sürüyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan kritik bir geçiş noktası. İran'ın son dönemde bölgedeki deniz güvenliğine yönelik artan müdahaleleri, uluslararası nakliye şirketlerini alternatif güzergâhlar aramaya yöneltmiş durumda. En az 42 yük gemisi, aralarında petrol tankerlerinin de bulunduğu bu filo, Cuma günü itibarıyla Umman'ın doğu kıyılarına yakın sularda seyrediyordu. Bu gemiler, İran'ın kontrol noktalarından geçmek yerine daha güvenli olduğu düşünülen bu rotayı tercih ediyor.
Gelişmenin arka planı
İran, son haftalarda Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğu gerekçesiyle bir dizi gemi durdurma ve arama operasyonu gerçekleştirdi. Tahran yönetimi, bu eylemlerin bölgedeki yasa dışı ticareti engellemek amacı taşıdığını öne sürüyor. Ancak Batılı hükümetler ve denizcilik örgütleri, İran'ın bu müdahalelerinin seyrüsefer serbestisini ihlal ettiğini ve küresel enerji tedarikini tehdit ettiğini belirtiyor. Geçtiğimiz Çarşamba günü yaşanan olayda, bir ticari gemiye isabet eden cisim gemide hasara yol açtı ancak can kaybı yaşanmadı. Saldırının sorumluluğunu henüz üstlenen olmadı. Olay sonrası bazı nakliye şirketleri geçici olarak rotalarını değiştirse de, birkaç gün içinde trafiğin yeniden normale döndüğü gözlemlendi. Umman, İran'ın uyarılarına rağmen gemilere kendi karasularını kullanma izni vererek alternatif bir geçiş koridoru sağlıyor. Bu durum, bölgedeki jeopolitik gerilimi daha da artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden dünya pazarlarına petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşıyan tankerler için hayati bir arter. Her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol bu dar geçitten geçiyor. İran'ın bu bölgedeki artan askeri varlığı ve müdahaleleri, küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara neden oluyor. Analistler, Tahran'ın bu hamlelerinin Batı'ya karşı bir pazarlık kozu olduğunu ve nükleer müzakerelerde elini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor. ABD ve müttefikleri, bölgede devriye gezen deniz güçlerini artırarak serbest geçişi sağlamaya çalışıyor. Ancak İran, bu güçlerin varlığını 'provokasyon' olarak nitelendiriyor. Son olay, bölgedeki tırmanışın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Uzmanlar, eğer gemilere yönelik saldırılar devam ederse, sigorta primlerinin artacağını ve bazı nakliye şirketlerinin rotalarını tamamen değiştirebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türk bandıralı gemiler de bu rotayı kullanıyor; bir kriz anında Türk ticaret filosu ve enerji arzı risk altına girebilir. Ankara, bölgede tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Türkiye'nin Umman ve İran ile dengeli ilişkileri, kriz yönetiminde arabuluculuk rolü oynamasına olanak tanıyabilir. Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji koridorlarını çeşitlendirme çabaları kapsamında Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki alternatif kaynaklara yöneliyor; Hürmüz'deki belirsizlik bu yönelimi hızlandırabilir.