Hindistan'ın dış ticaret açığı, Haziran 2025'te bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla belirgin şekilde genişleyerek 24,5 milyar dolara ulaştı. Bu artışta, başta ham petrol olmak üzere artan ithalat faturaları ve zayıflayan ihracat performansı etkili oldu. Uzmanlar, ABD-İran arasındaki gerilimin ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiğine ilişkin belirsizliklerin, küresel tedarik zincirleri üzerinde yarattığı baskının Hindistan ekonomisini olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Hürmüz Boğazı'nın Stratejik Önemi ve Hindistan'a Etkisi
Dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, özellikle enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı olan Hindistan için kritik bir geçiş noktası. Ülkenin toplam ham petrol ithalatının yüzde 65'inden fazlası bu boğaz üzerinden gerçekleşiyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırması ve Tahran'ın boğazı kapatma tehditlerini yinelemesi, navlun ve sigorta maliyetlerini artırarak Hindistan'ın enerji faturasını yukarı çekiyor.
Haziran ayında Hindistan'ın petrol ithalat faturası bir önceki yıla göre yüzde 15 artarak 14,8 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde ihracat ise yüzde 3,2 gerileyerek 36,2 milyar dolarda kaldı. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, mücevherat, tekstil ve mühendislik ürünlerindeki talep daralması ihracatı olumsuz etkilerken, elektronik ve ilaç sektörlerindeki satışlar sınırlı bir artış gösterdi.
Hint Merkez Bankası (RBI), enflasyon ve cari açık üzerindeki baskıları dengelemek amacıyla faiz oranlarını sabit tutarken, petrol fiyatlarındaki oynaklık para politikasını zorluyor. Ekonomistler, Hindistan'ın ticaret açığının GSYİH'nın yüzde 2'sine ulaşabileceğini ve bu durumun rupide değer kaybına yol açabileceğini belirtiyor.
Bölgesel Tedarik Zincirleri ve Küresel Etkiler
Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik sadece Hindistan'ı değil, başta Çin, Japonya ve Güney Kore olmak üzere Asya'nın diğer büyük petrol ithalatçılarını da etkiliyor. ABD'nin Hint-Pasifik stratejisi çerçevesinde bölgedeki deniz güvenliğini artırma çabalarına rağmen, İran'ın uzun menzilli füzeleri ve deniz mayınları gibi asimetrik tehditler, ticari gemilerin sigorta primlerini yükseltiyor.
Küresel ölçekte ise, enerji fiyatlarındaki artış, merkez bankalarının faiz indirimi beklentilerini zayıflatıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), jeopolitik risklerin küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturduğu uyarısında bulunuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, artan gıda ve enerji maliyetleri karşısında cari açıklarını finanse etmekte zorlanıyor.
Hindistan hükümeti, Stratejik Petrol Rezervlerini (SPR) kullanma seçeneğini değerlendirirken, Rusya ve Venezuela gibi alternatif kaynaklardan daha fazla petrol alımı için görüşmeler yürütüyor. Ancak bu alternatiflerin lojistik maliyetleri ve rafineri uyumluluk sorunları, kısa vadede Hürmüz'e olan bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmaya yetmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar haber doğrudan Hindistan'ı ilgilendirse de, Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik Türkiye'yi de yakından etkilemektedir. Türkiye, ham petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Orta Doğu ülkelerinden karşılamakta ve bu ithalatın büyük bölümü Hürmüz Boğazı'ndan geçmektedir. Boğazın olası bir çatışma nedeniyle kapanması veya geçiş güvenliğinin zayıflaması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığını büyütebilir. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerindeki aksama, Türkiye'nihai mamul ihracatında kullandığı ara malların tedarikini zorlaştırabilir. Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırma çabaları, bu tür jeopolitik risklere karşı uzun vadeli bir savunma mekanizması olarak önemini korumaktadır.