Hürmüz Boğazı'nın iki yakasında, İran ve ABD arasındaki ateşkes anlaşmasının güçlenmesini bekleyen 300'den fazla ticari gemi, boğazın tamamen açılması için sırada bekliyor. Çoğu tanker operatörü, mevcut ateşkesin kırılgan yapısı ve yeniden çatışma riski nedeniyle gemilerini bölgeye sokmaktan kaçınıyor. Bu durum, küresel petrol arzında daralma endişelerini artırırken, uluslararası deniz ticaretinde de önemli bir tıkanıklığa yol açıyor.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. Geçtiğimiz aylarda İran'ın bölgedeki askeri faaliyetleri ve ABD liderliğindeki deniz güçlerinin varlığı, boğazın güvenliğini tehdit eder hale gelmişti. Taraflar arasında varılan geçici ateşkes, bazı gemilerin geçişine izin verse de, sigorta primlerindeki artış ve operasyonel riskler birçok şirketi beklemeye itti. Nakliye acenteleri, özellikle ham petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşıyan tankerlerin bölgeden uzak durduğunu, bu nedenle boğazın her iki girişinde uzun kuyruklar oluştuğunu bildiriyor.
Yetkililer, bekleyen gemilerin yarısından fazlasının İran'a ait olduğunu, ancak uluslararası bayrak taşıyan birçok geminin de sigorta şirketlerinin baskısıyla rotalarını değiştirdiğini belirtiyor. Bu durum, Körfez ülkelerinden yapılan petrol sevkiyatlarında gecikmelere neden olurken, Asya ve Avrupa pazarlarında fiyat artışlarını tetikleyebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki bu tıkanıklık, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de etkiliyor. Boğazdan geçen gemilerin yüzde 80'i petrol ve türevlerini taşırken, kalan kısımda kimyasal madde ve konteyner yükleri bulunuyor. Uzmanlar, bekleyen gemilerin sayısının 500'e ulaşması halinde küresel petrol fiyatlarında yüzde 10-15'lik bir artış yaşanabileceğini öngörüyor. Ayrıca, alternatif rotaların (örneğin Süveyş Kanalı veya Ümit Burnu) kullanılması, nakliye maliyetlerini ve teslimat sürelerini önemli ölçüde artıracak.
İran ve ABD arasındaki müzakerelerin geçen hafta kesintiye uğraması, ateşkesin tam anlamıyla yürürlüğe girmesini engelliyor. Bölgedeki diplomatik kaynaklar, tarafların birbirlerine karşı güvensizliğinin derin olduğunu ve bu nedenle boğazın tamamen açılmasının birkaç ay alabileceğini ifade ediyor. Bu belirsizlik, küresel ekonominin toparlanma sürecini de olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu durum, Türkiye için doğrudan bir enerji arzı riski oluşturmasa da, dolaylı etkileri önemli. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının büyük kısmını Rusya, Azerbaycan ve Irak'tan temin ettiği için boğaz krizi ani bir arz kesintisi yaratmayacak. Ancak küresel petrol fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yükseltebilir ve cari açığı büyütebilir. Ayrıca, Türkiye üzerinden geçen Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı gibi alternatif güzergahların önemi bu krizle birlikte daha da artıyor. Bölgesel bir enerji koridoru olma hedefi olan Türkiye, bu tür krizlerde transit ülke olarak avantaj kazanabilir. Ancak krizin uzaması, küresel ticaretteki daralmayla birlikte Türkiye'nin ihracatını da olumsuz etkileyebilir.