ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hürmüz Boğazı'ndaki askeri çıkmazı kırmak ve Tahran'ı nükleer müzakerelerde taviz vermeye zorlamak amacıyla İran'a karşı topyekûn savaşa dönme olasılığı değerlendiriliyor. Son bir haftadır ABD ordusu, hava savunma sistemleri, radar tesisleri ve füze rampalarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Ancak uzmanlar, bu adımın ciddi riskler taşıdığını vurguluyor. İşte Trump yönetimini bekleyen dört büyük risk.
Risk 1: Bölgesel Bir Savaşın Kapısını Aralamak
ABD'nin İran'a yönelik topyekûn bir askeri harekâtı, sadece iki ülke arasında kalmayabilir. Irak, Suriye, Yemen, Lübnan ve Afganistan'daki İran destekli milis güçleri (Hizbullah, Husiler, Haşdi Şabi gibi) devreye girebilir. Bu, ABD askerlerinin bulunduğu üslerin roket ve insansız hava aracı saldırılarına maruz kalmasına yol açabilir. Ayrıca Suudi Arabistan, BAE ve İsrail gibi müttefikler de hedef haline gelebilir. Bölgesel bir yangın, küresel enerji arzını tehdit ederken –Hürmüz Boğazı'ndan geçen günlük 20 milyon varil petrol– ABD ve müttefikleri için maliyetli bir angajman anlamına gelir.
Risk 2: Ekonomik ve Enerji Krizini Tetiklemek
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması veya mayınlanması, dünya petrol fiyatlarını anında yukarı çeker. 1973 petrol krizine benzer bir şok yaşanabilir. ABD, kendisi enerji ihracatçısı olsa da Asya ve Avrupa'daki müttefikleri ciddi darbe alır. Ayrıca Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar, Washington'a diplomatik baskı yapabilir. Ekonomik yaptırımların zaten kırılgan olan küresel tedarik zincirlerine ek yük bindirmesi muhtemel.
Risk 3: Uzun Süreli ve Çıkmaz Bir Çatışma
İran, coğrafi büyüklüğü, dağlık arazisi ve nüfusu (85 milyon) ile Afganistan veya Irak'tan farklı bir meydan okuma sunuyor. 1980-88 İran-Irak Savaşı'nda görüldüğü gibi, Tahran insan dalgası taktikleri ve asimetrik savaş yöntemleriyle karşılık verebilir. ABD'nin hava üstünlüğü olsa da, kara harekâtı kaçınılmaz olursa ağır zayiat ve maddi kayıp yaşanabilir. Ayrıca İran'ın balistik füzeleri (Şehab, Hacı Kasım gibi) İsrail ve ABD üslerini vurabilir, bu da savaşı genişletir.
Risk 4: Nükleer Programın Kontrolden Çıkması
Askeri baskı, İran'ı nükleer silah yapımını hızlandırmaya itebilir. Tahran, 2015 anlaşmasından çekildikten sonra %60'a kadar zenginleştirme yapmıştı. Savaş durumunda, IAEA denetimleri duracak ve İran gizlice bir nükleer başlık geliştirebilir. Bu, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye gibi bölge ülkelerinde nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir. Ayrıca İsrail'in tek taraflı önleyici saldırısı, bölgesel bir yangını daha da büyütebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran'la komşu hem de ABD'nin NATO müttefiki olarak hassas bir dengede duruyor. Olası bir ABD-İran savaşı, Türkiye'nin güneydoğu sınırında istikrarsızlığa yol açar. Irak ve Suriye'deki İran destekli grupların Türkiye'ye yönelik tehditleri artabilir. Ekonomik olarak, petrol fiyatlarındaki ani yükseliş Türkiye'nin cari açığını büyütür ve enflasyonu körükler. Ayrıca, ABD'nin bölgeden çekilmesi durumunda Türkiye'nin terörle mücadele ve enerji koridorları projeleri (örneğin Doğu Akdeniz boru hatları) sekteye uğrayabilir. Ankara, diplomasiyi önceliklendirerek hem Washington'la hem Tahran'la iletişim kanallarını açık tutma çabasını sürdürmelidir.