ABD'de borsa endekslerinin vadeli işlemleri, yatırımcıların yükselen tahvil getirileri ve petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında temkinli davranmasıyla güne düşüşle başladı. New York borsasında Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq endekslerini kapsayan vadeli kontratlar, sabah işlemlerinde %0,3 ila %0,7 arasında değer kaybetti. Bu düşüş, haftanın ilerleyen saatlerinde açıklanacak enflasyon verileri ve şirket bilançoları öncesinde yatırımcıların risk iştahının azaldığına işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'de 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi, Salı günü itibarıyla %4,27 seviyesine yükselerek son üç haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. 30 yıllık tahvil getirisi ise %4,46 ile Mart ayından bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Bu yükseliş, güçlü gelen istihdam verileri ve Fed yetkililerinin şahin açıklamalarının ardından piyasadaki faiz indirimi beklentilerinin gerilemesiyle ilişkilendiriliyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş de endişeleri artırdı. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı, Orta Doğu'daki tansiyonun yükselmesi ve Dünya Bankası'nın arz kısıntılarına ilişkin uyarılarının ardından %1,5 artışla 83 doları aştı. ABD ham petrolünün varil fiyatı da 78,5 dolara kadar çıktı. Enerji maliyetlerindeki bu artış, enflasyonun yeniden hızlanabileceği endişesiyle finansal piyasaları olumsuz etkiliyor.
Analistler, bu gelişmelerin yatırımcıların elini zayıflattığını belirtiyor. Merrill Lynch Bank of America'nın baş faiz stratejisti bir değerlendirmede, 'Tahvil getirilerindeki ve petrol fiyatlarındaki eş zamanlı yükseliş, hisse senedi piyasaları için ikili bir tehdit oluşturuyor. Yüksek faizler şirketlerin borçlanma maliyetlerini artırırken, yüksek enerji fiyatları tüketici harcamalarını baskılıyor' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu tablo yalnızca ABD borsalarıyla sınırlı değil. Asya-Pasifik piyasaları günü karışık seyirle kapatırken, Avrupa borsalarının açılışında da düşüşler görüldü. FTSE 100, DAX ve CAC 40 endeksleri %0,4 ila %0,7 arasında değer kaybetti. Yatırımcılar, küresel anlamda enflasyon riskinin yeniden canlanmasından endişe duyuyor.
Uzmanlar, gözlerin Perşembe günü açıklanacak ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine çevrildiğini vurguluyor. Geçen ayki verilerin beklentilerin üzerinde gelmesi, piyasaları sarsmış ve Fed'in faiz indirimlerini erteleyebileceği spekülasyonlarını gündeme getirmişti. Eğer bu ayki veriler de güçlü gelirse, borsalarda satış baskısının artması bekleniyor.
Kurumsal tarafta ise birçok önde gelen şirketin bu hafta açıklayacağı bilançolar, ekonomiye dair önemli sinyaller verecek. Bankacılık sektörü ve teknoloji şirketlerinin performansı, piyasaların yönü üzerinde belirleyici olacak. Morgan Stanley'nin stratejistlerinden Michael Wilson, 'Piyasa şu anda hem makro hem mikro riskleri fiyatlamakta zorlanıyor. Bu dönemde volatilitenin yüksek kalmasını bekliyoruz' değerlendirmesini yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD borsalarındaki ve küresel piyasalardaki bu dalgalanmalar, Türkiye ekonomisi açısından birkaç kanaldan önem taşıyor. Öncelikle, yükselen petrol fiyatları Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet artışı anlamına geliyor; bu da cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülke piyasalarından sermaye çıkışına neden olabiliyor. Bu durum, Türk lirasının değerini ve Borsa İstanbul'un performansını etkileyebilir. TL'nin dolar karşısında değer kaybetmesi, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde uyguladığı makroihtiyati politikalar ve rezerv birikimi, bu tür dış şoklara karşı dayanıklılığı bir miktar artırdı. Yine de gelişmeler, küresel risk iştahındaki zayıflamanın Türkiye gibi gelişen ekonomilere etkisini yakından izlemenin önemini ortaya koyuyor.