ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta başında yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın 'ABD'nin yeni toprağı' olduğunu söyleyerek, su yolunun 'açık ve işlek' olduğunda ısrar etti. Ancak bölgedeki gemi trafiğini izleyen bağımsız veri kaynakları ve analistler, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran ile ABD arasındaki son gerginlikler, bu hayati geçişin güvenliğini tehdit ederken, Trump'ın sözleri uluslararası toplumda şaşkınlıkla karşılandı. Peki, Hürmüz Boğazı'ndaki gerçek durum ne? Haritalar ve gemi hareketleri, Beyaz Saray'ın iddialarının aksine ne gösteriyor?
Hürmüz Boğazı'ndaki Fiili Durum
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ni birbirine bağlayan ve İran ile Umman arasında yer alan dar bir su geçişidir. Yaklaşık 33 kilometre genişliğindeki bu su yolu, dünya genelinde deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerin enerji ihracatı bu boğaz üzerinden gerçekleşiyor. Bu nedenle, boğazın güvenliği yalnızca bölgesel değil, küresel enerji güvenliği açısından da kritik öneme sahip.
Trump'ın 'açık ve işlek' ifadesi, 20 Temmuz'da İran'ın ABD'ye ait bir insansız hava aracını (İHA) düşürmesinin ardından tırmanan gerilimi takip eden günlerde geldi. İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit etmişti. Trump'ın açıklaması, bu tehditlerin ortasında geldi. Ancak TankerTrackers.com ve MarineTraffic gibi gemi takip platformları, o tarihten bu yana boğazdan geçen tanker sayısında belirgin bir düşüş olduğunu gösteriyor. Bu veriler, Trump'ın iddiasının aksine, boğazın normal akışında olmadığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik, yalnızca bölge ülkelerini değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. Boğazın kapanması durumunda petrol fiyatlarının hızla yükseleceği ve dünya enerji piyasalarında kaosa yol açacağı belirtiliyor. Uzmanlar, İran'ın boğazı tamamen kapatmasının olası görünmediğini, ancak kısmi kısıtlamalar veya taciz eylemlerinin bile küresel piyasaları etkileyebileceğini vurguluyor.
ABD, geçtiğimiz aylarda bölgeye uçak gemisi ve savaş gemileri konuşlandırarak askeri varlığını artırmıştı. Trump'ın 'ABD'nin yeni toprağı' ifadesi, bu askeri varlığı meşrulaştırma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak uluslararası hukukta bu tür bir iddianın geçerliliği bulunmuyor. Boğaz, uluslararası sular statüsünde olup, seyrüsefer serbestisi ilkesi geçerli. ABD'nin bu açıklaması, Tahran yönetiminin tepkisini çekti ve bölgedeki tansiyonun daha da artmasına neden oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Türkiye açısından da yakından takip ediliyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithalatla karşılıyor ve bu ithalatın önemli bir bölümü Basra Körfezi ülkelerinden sağlanıyor. Boğazın kapanması veya aksaması, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Aynı zamanda, bölgedeki gerginlik, Türkiye'nin komşusu İran ile olan ilişkilerini ve bölgesel politikalarını da etkileyebilir. Türkiye, bölgede istikrarı savunan bir politika izliyor ve taraflar arasında diyalog çağrısında bulunuyor. Bu nedenle, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Türk dış politikası için de önemli bir sınav niteliği taşıyor.