Singapur, 8 Eylül (Reuters) - İran'ın Pazartesi günü ABD'nin olası yeni saldırılarına misilleme yapacağını açıklamasının ardından, Hürmüz Boğazı'ndan geçen deniz trafiği haftanın başında yavaşladı. Boğazdan geçen emtia gemisi sayısı Pazartesi günü 7'ye kadar geriledi. Bu düşüş, Tahran'ın sert açıklamalarının ardından bölgede tansiyonun yeniden yükseldiğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlayan bu dar geçit, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve İran gibi major petrol üreticilerinin ihracat yolları üzerinde bulunuyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, küresel deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Dolayısıyla burada yaşanan herhangi bir aksama, dünya enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açabiliyor.
İran'ın misilleme tehdidi, bölgede son aylarda artan gerilimin bir parçası. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirmesi ve İran'a yönelik yaptırımları sürdürmesi, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da gerginleştirmiş durumda. Tahran yönetimi, özellikle son haftalarda ABD'ye ait insansız hava araçlarının ve savaş gemilerinin bölgedeki faaliyetlerinden rahatsızlık duyduğunu dile getiriyor. İran'ın bu tehdidi, sadece askeri bir mesaj değil, aynı zamanda ekonomik bir koz olarak da değerlendiriliyor; zira boğazın kapanması veya trafiğin kısıtlanması, küresel petrol fiyatlarını hızla yükseltebilir.
Reuters'ın haberine göre, boğazdan geçen gemi sayısındaki düşüş, denizcilik şirketlerinin ve sigorta firmalarının risk algısını yansıtıyor. Gemi sahipleri, olası bir çatışma durumunda personel ve kargo güvenliğini riske atmamak için seferlerini erteleyebiliyor veya alternatif rotalar arayabiliyor. Ancak Hürmüz gibi stratejik bir noktada alternatif güzergâhların bulunmaması, bölgeyi kaçınılmaz kılıyor. Bu nedenle kısa süreli yavaşlamalar bile piyasalarda tedirginlik yaratmaya yetiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, sadece Ortadoğu'yu değil, tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor. ABD, bölgede donanma unsurlarını konuşlandırarak boğazın açık kalmasını sağlamayı hedefliyor. Ancak İran'ın asimetrik savaş kabiliyeti, hızlı botlar, deniz mayınları ve kıyıdan fırlatılan füzelerle boğazı tehdit edebileceği biliniyor. Bu durum, olası bir çatışmanın sadece iki ülke arasında kalmayıp, bölgesel aktörleri de içine çekebileceği anlamına geliyor.
Küresel petrol fiyatları, jeopolitik risklere karşı son derece hassas. Hürmüz'deki herhangi bir kısıtlama, Brent petrolün varil fiyatını birkaç gün içinde çift haneli rakamlara taşıyabilir. Bu da başta Avrupa ve Asya ülkeleri olmak üzere, enerji ithalatına bağımlı ekonomileri olumsuz etkiler. Özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, petrol ihtiyaçlarının önemli bir kısmını bu boğaz üzerinden karşılıyor. Dolayısıyla Hürmüz'deki istikrarsızlık, küresel tedarik zincirlerini ve enflasyon beklentilerini de doğrudan etkiliyor.
Diğer yandan, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin tıkanması ve bölgesel vekalet savaşlarının şiddetlenmesi, bu tür tehditlerin sıklaşmasına zemin hazırlıyor. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini vurguluyor. Ancak sahadaki askeri hareketlilik, siyasi çözüm umutlarını gölgeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'yi iki açıdan yakından ilgilendiriyor. Birincisi, enerji arz güvenliği: Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Basra Körfezi üzerinden karşılıyor. Boğazda yaşanacak bir aksama, enerji ithalat maliyetlerini artırarak cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. İkincisi, bölgesel istikrar: Türkiye, İran ile komşu olup, Suriye ve Irak gibi kriz bölgelerinde İran'la karmaşık bir ilişki ağına sahip. Olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye'nin güvenlik çevresini daha da istikrarsızlaştırabilir ve mülteci akınlarını tetikleyebilir. Bu nedenle Ankara'nın diplomatik kanalları kullanarak tansiyonun düşürülmesi için aktif çaba göstermesi bekleniyor.