Uluslararası gemi şirketleri ve denizcilik sendikaları, küresel enerji tedarikinin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nı hâlâ savaş bölgesi olarak tanımlamaya devam ediyor. Dünya ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda, 5 Mart 2025'ten bu yana gemilere yönelik saldırılar yaşanıyor. Yetkililer, bölgedeki tehdit seviyesinin düşmediğini ve geçiş yapacak gemilerin azami dikkat göstermesi gerektiğini vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Tehdit Seviyesi Neden Yüksek?
Hürmüz Boğazı, ilk kez 5 Mart 2025'te 'savaş benzeri operasyon alanı' (warlike operations area) ilan edildi. Bu karar, İran destekli grupların bölgedeki gemilere yönelik artan saldırıları sonrası alındı. Özellikle Husilerin Kızıldeniz'deki eylemlerine paralel olarak, Basra Körfezi'nde de ticari gemilere yönelik insansız hava araçları ve füzelerle saldırı düzenlendiği rapor ediliyor. Şu ana kadar herhangi bir can kaybı yaşanmazken, birçok gemi hasar aldı ve sigorta primleri katlanarak arttı.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve birçok ulusal bayrak devleti, gemilere bölgeden geçerken ek güvenlik önlemleri almaları yönünde tavsiyelerde bulunuyor. Bazı büyük gemi şirketleri, rotalarını Ümit Burnu'na çevirerek maliyet artışını göze alsa da, Hürmüz Boğazı alternatifsiz bir enerji koridoru olmaya devam ediyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin ham petrol ihracatının büyük kısmı bu boğazdan geçiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatları ve Güvenlik Dengeleri
Hürmüz Boğazı'ndaki bu istikrarsızlık, küresel petrol fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Brent petrol varil fiyatı, Mart ayından bu yana yüzde 15'in üzerinde artış gösterdi. Analistler, bölgedeki gerginliğin sürmesi halinde fiyatların daha da yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, başta Avrupa ve Asya olmak üzere petrol ithalatçısı ülkeler için ciddi bir ekonomik risk oluşturuyor.
ABD ve müttefikleri, bölgede deniz güvenliğini sağlamak amacıyla Refah Muhafızı Operasyonu'nu yürütüyor. Ancak İran'ın askeri varlığı ve bölgedeki vekil güçleri, bu çabaların etkinliğini sınırlıyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun, küresel enerji arz güvenliği açısından bir 'kırmızı çizgi' olduğunu ve her an büyük bir çatışmaya dönüşebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişme, Türkiye'yi hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan etkilemektedir. Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Irak ve Ortadoğu ülkelerinden karşılamaktadır. Boğazdaki güvensizlik, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, bölgede olası bir çatışma, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, Katar ve Umman gibi ülkelerle olan diplomatik ilişkileri, bölgede arabuluculuk rolü oynamasına zemin hazırlayabilir.