Basra Körfezi'nin darboğazı Hürmüz Boğazı, ateşkes ilanına rağmen yeni bir gerilime sahne oluyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Deniz Kuvvetleri, boğazdan geçiş yapan tüm gemilerin yalnızca İran tarafından resmen belirlenen transit rotalarını kullanması gerektiği yönünde bir uyarı yayımladı. Açıklamada, uluslararası denizcilik kurallarına atıfta bulunulurken, İran'ın egemenlik hakları çerçevesinde bu düzenlemeyi yapma yetkisine sahip olduğu vurgulandı. Uyarı, bölgede son dönemde yaşanan çatışmaların ardından varılan geçici ateşkesin kırılgan yapısını bir kez daha gözler önüne serdi.
İran'ın stratejik hamlesi ve uluslararası hukuk tartışmaları
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, bu geçiş güzergâhları üzerinde tarihsel olarak belirli bir kontrol uygulamış olsa da, son uyarıyla birlikte bu kontrolün kapsamını genişletme niyetinde olduğu görülüyor. İran'ın resmi açıklamasına göre, belirlenen rotalar dışına çıkan gemiler 'yasadışı giriş' sayılacak ve müdahale ile karşılaşabilecek. Bu durum, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamında boğazlardan transit geçiş hakkını düzenleyen maddelerle çelişiyor. Batılı hukukçular, İran'ın tek taraflı rotalandırma yetkisinin uluslararası hukukta karşılığının olmadığını savunuyor. Bölgede devriye gezen ABD Donanması'na bağlı gemilerin ise herhangi bir anormallik tespit edilmediği belirtiliyor. Ancak İran'ın bu hamlesi, daha önce 2019'da benzer bir krizin yaşandığı bölgede yeniden bir tırmanışa işaret ediyor.
Küresel enerji piyasalarına olası etkiler
Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksama, küresel petrol fiyatlarını anında etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Son uyarı, henüz bir blokaj veya gemi alıkoyma gibi eylemlerle sonuçlanmamış olsa da, taşımacılık sigortası primlerini artırmaya yetti. Analistler, İran'ın bu hamlesinin büyük ölçüde müzakere masasında el güçlendirmeye yönelik olduğunu düşünüyor. Zira Tahran yönetimi, nükleer müzakerelerde ve bölgesel güç dengelerinde daha fazla taviz koparmak için boğazı sık sık bir koz olarak kullanıyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın bu tür girişimlerine karşı alternatif petrol boru hatları ve deniz güvenliği anlaşmalarıyla kendilerini korumaya çalışıyor. Herhangi bir kesinti durumunda, ABD Stratejik Petrol Rezervi'nin devreye sokulması gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrara doğrudan bağımlıdır. Olası bir kriz, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonist baskılarını artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Doğu'da yürüttüğü diplomatik girişimler, özellikle İran ve Körfez ülkeleri arasındaki dengelerde manevra alanı bulmayı gerektiriyor. Ankara, bir yandan Tahran'la enerji ve güvenlik iş birliğini sürdürürken, diğer yandan Suudi Arabistan ve BAE ile normalleşme adımları atıyor. Bu nedenle Hürmüz gerilimi, Türk dış politikasının bölgesel aktörler arasında denge arayışını daha da kritik hale getiriyor.