ABD Yüksek Mahkemesi, 27 Haziran 2025 tarihinde aldığı 6-3'lük kararla, yüz binlerce Haitili ve Suriyeli göçmenin Geçici Koruma Statüsü'nü (TPS) iptal ederek kitlesel sınır dışı edilmelerinin önünü açtı. Mahkeme, Trump yönetiminin bu grupların koruma statülerini sonlandırma kararını anayasal buldu. Karar, Dışişleri Bakanlığı'nın bu ülkelere dönüşün tehlikeli olduğu yönündeki uyarılarına rağmen alındı. Yaklaşık 300 bin Haitili ve 50 bin Suriyeli göçmen, bu kararla birlikte yasal statülerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı.
Gelişmenin arka planı: TPS statüsü ve hukuki süreç
Geçici Koruma Statüsü (TPS), ABD'ye doğal afet veya silahlı çatışma gibi geçici koşullar nedeniyle sığınan göçmenlere verilen bir statüdür. 1990 yılında yürürlüğe giren bu program, ülkelerindeki koşullar düzelene kadar bireylerin ABD'de kalmasına ve çalışmasına izin veriyor. Ancak Trump yönetimi, 2017 ve 2018 yıllarında Haiti, El Salvador, Nikaragua ve Sudan gibi ülkeler için bu statüyü sonlandırma kararı aldı. Suriye için 2018'de alınan benzer karar ise mahkeme engeline takılmıştı.
Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, göçmen hakları grupları tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) Başkanı Anthony Romero, kararın 'insani bir felaket' olduğunu belirterek, 'Bu karar, on binlerce insanın hayatını altüst edecek ve onları şiddet ve yoksulluğun pençesindeki ülkelere geri gönderecek' dedi. Karar, muhafazakar çevrelerde ise memnuniyetle karşılandı. Göçmenlik politikalarını sertleştirmeyi hedefleyen Trump yönetimi, bu kararı 'hukukun üstünlüğü adına büyük bir zafer' olarak nitelendirdi.
Küresel ve bölgesel boyut: ABD göç politikasında yeni dönem
Bu karar, ABD göç politikasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Yüksek Mahkeme, TPS'nin sonlandırılmasının yürütmenin takdir yetkisi dahilinde olduğunu ve mahkemelerin bu kararları denetleyemeyeceğine hükmetti. Bu karar, gelecekte TPS statüsündeki diğer ülke vatandaşları için de emsal teşkil edebilir. Şu anda ABD'de yaklaşık 400 bin kişi TPS statüsüyle bulunuyor. Bu kişilerin büyük bir kısmı El Salvador, Honduras ve Nepal vatandaşlarından oluşuyor.
Karar, uluslararası toplumda da yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), ABD'yi kararı yeniden gözden geçirmeye çağırdı. Haiti'de devam eden çete şiddeti ve siyasi istikrarsızlık, sınır dışı edilecek kişilerin karşılaşacağı riskleri artırıyor. Suriye'de ise iç savaşın on dördüncü yılında, milyonlarca insan hala yerinden edilmiş durumda. Dışişleri Bakanlığı raporları, bu ülkelere dönüşün ciddi güvenlik riskleri taşıdığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, ABD'nin göç politikalarındaki sert dönüş, küresel göç rejimini etkileyebilir. Türkiye, Suriyeli mülteciler konusunda dünyanın en büyük ev sahibi ülkesi konumunda. ABD'nin TPS'nin kapsamını daraltması, Suriye'deki koşulların hala güvenli olmadığı gerçeğini uluslararası kamuoyunda tartışmaya açabilir. Ayrıca, ABD'nin bu kararı, diğer ülkelerin mülteci politikalarında katılaşmaya gitmesine yol açabilir. Türkiye, AB ile 2016 Göç Mutabakatı çerçevesinde mültecilerin Avrupa'ya geçişini engelleme politikasını sürdürürken, ABD'deki bu gelişme, uluslararası koruma mekanizmalarının zayıfladığına dair bir işaret olarak okunabilir. Bu durum, Türkiye'nin mülteci yükünün paylaşılması konusundaki beklentilerini olumsuz etkileyebilir.