Küresel enerji piyasaları, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik nedeniyle tarihi bir fiyat artışıyla karşı karşıya kalabilir. Uluslararası enerji danışmanlık kuruluşu FGE NexantECA'nın Onursal Başkanı Fereidun Fesharaki, boğazın Ağustos ayına kadar etkin bir şekilde kapalı kalması durumunda ham petrol fiyatlarının varil başına 150 doları aşabileceğini belirtti. Bloomberg'de yayınlanan Insight programında Haslinda Amin'in sorularını yanıtlayan Fesharaki, mevcut jeopolitik risklerin devam etmesi halinde yıl sonuna kadar fiyatların 200 dolara yaklaşabileceğini de sözlerine ekledi. Fesharaki'nin bu çarpıcı tahmini, Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kapatılması veya mayınlama gibi eylemlerle sivil deniz trafiğine kapatılması ihtimaline dayanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Hürmüz Boğazı ve Küresel Petrol Akışı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi büyük üreticilerin petrol ihracatı bu dar boğazdan yapılmaktadır. Boğazın en dar noktası sadece 33 kilometre genişliğindedir ve bu da onu askeri blokajlara karşı son derece hassas kılar. İran, geçmişte defalarca boğazı kapatmakla tehdit etmiş, ancak bu tehditler genellikle diplomatik baskı ve uluslararası deniz varlığı nedeniyle caydırılmıştır. Son dönemde ABD-İran gerginliğinin tırmanması, İran'ın nükleer programına yönelik yaptırımlar ve bölgedeki vekil güç çatışmaları, Hürmüz Boğazı'nın yeniden bir kriz noktası haline gelmesine yol açtı. Fesharaki'nin analizi, boğazın tamamen kapanması değil, 'etkin şekilde kapalı' olması senaryosuna odaklanıyor; yani sigorta primlerinin yükselmesi, askeri gerilim ve mayın tehdidi gibi nedenlerle tankerlerin geçiş yapamaması veya çok daha yüksek maliyetlerle geçmesi durumu.
Fesharaki'nin öngörüsü, mevcut piyasa koşullarında 80-90 dolar civarında seyreden Brent petrolün iki katına çıkabileceğine işaret ediyor. Bu artış, sadece petrol fiyatlarını değil, doğalgaz, LPG ve diğer enerji ürünlerini de doğrudan etkileyecek. Ayrıca, küresel enflasyonist baskıları körükleyerek merkez bankalarının para politikalarını zorlaştırabilir. Uzman, boğazın kapanmasının küresel GSYİH'de yüzde 1-2 oranında kayba yol açabileceğini, özellikle Asya ekonomilerinin (Japonya, Güney Kore, Hindistan, Çin) bu durumdan en çok etkileneceğini vurguluyor. ABD'nin stratejik petrol rezervleri bu krizi bir süreliğine hafifletebilir, ancak uzun süreli bir kapanma durumunda rezervlerin yetersiz kalacağı belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Jeopolitik Riskler ve Alternatif Rotalar
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, sadece enerji piyasalarını değil, küresel jeopolitiği de derinden etkiler. ABD ve müttefikleri, boğazın açık tutulması için askeri operasyonlar düzenleyebilir; bu da ABD-İran arasında doğrudan bir çatışmayı tetikleyebilir. Çin ve Rusya'nın İran'a verdiği destek, krizi daha da karmaşık hale getirebilir. Alternatif petrol nakil yolları olarak Suudi Arabistan ve BAE'nin boru hatları (Petroline, Habshan-Fujairah) devreye girebilir, ancak bunların kapasitesi Hürmüz Boğazı'ndan geçen toplam hacmi karşılamaktan çok uzaktır. Ayrıca, bu hatların güvenliği de ayrı bir sorun teşkil ediyor.
Bu senaryo, enerji ithalatına bağımlı ülkeler için bir uyarı niteliği taşıyor. Avrupa Birliği, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji çeşitlendirmesine gitmiş olsa da hâlâ Orta Doğu petrolüne belirli ölçüde bağımlıdır. Asya ülkeleri ise çok daha kırılgan durumdadır. Hindistan ve Çin, petrol ithalatlarının büyük bölümünü Hürmüz Boğazı üzerinden yapmaktadır. Bu ülkeler, stratejik rezervlerini artırma ve alternatif tedarikçiler arayışına girecektir. Küresel resesyon endişeleri, zaten yüksek olan enflasyonla birleşince, dünya ekonomisi için 'mükemmel fırtına' senaryosu gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran, Irak ve Suudi Arabistan'dan yaptığı ithalatla karşılamaktadır. Hürmüz Boğazı'nın kapanması, dolaylı yoldan Türkiye'yi de etkileyecektir. Petrol fiyatlarındaki keskin artış, cari açığı büyütecek, enflasyonu yeniden tetikleyecek ve enerji maliyetlerini artıracaktır. Türkiye, boğazın kapanması durumunda Rusya ve Hazar Bölgesi'nden alternatif tedarik imkânlarına sahip olmakla birlikte, küresel fiyat artışından kaçınamaz. Ayrıca, boğazın kapanması Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiğindeki konumunu güçlendirebilir; ancak bu durum kısa vadede bir avantajdan çok risk oluşturmaktadır. Türkiye'nin enerji arz güvenliği için acil önlemler alması, stratejik rezervlerini artırması ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması gerekmektedir.