Singapur, 27 Ağustos (Reuters) – Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği, ABD ile İran arasındaki jeopolitik gerilim sürerken bile hafif bir artış kaydetti. Perşembe günü açıklanan verilere göre, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda hareketlilik sürüyor. Piyasalar, aynı zamanda İran ile Umman'ın su yoluyla ilgili olası bir anlaşma için yürüttüğü müzakereleri de yakından izliyor. Görünür emtia akışına ilişkin veriler, boğazdan geçen tanker sayısının son haftalarda istikrarını koruduğunu, hatta bazı günlerde marjinal artışlar yaşandığını gösteriyor. Bu durum, bölgedeki askeri gerginliğe rağmen ticari faaliyetin tamamen durmadığına işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan ve İran'ın güney kıyıları boyunca uzanan yaklaşık 39 kilometre genişliğindeki bir geçittir. Bu dar su yolu, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol üreticilerinin ihracatının ana arteri konumundadır. Her yıl milyarlarca varil petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) buradan küresel piyasalara taşınmaktadır. Bu nedenle boğazın güvenliği, enerji piyasalarının en hassas konularından birini oluşturuyor. Son aylarda ABD ile İran arasında nükleer program ve bölgesel nüfuz mücadelesi nedeniyle gerilim tırmanmış, karşılıklı tehditler ve askeri tatbikatlar gündeme gelmişti.
Bu çerçevede İran'ın boğazı kapatma tehditleri, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açmıştı. Ancak verilere göre henüz ciddi bir daralma yaşanmamış olması, bazı analistlere göre Tahran'ın bu tehdidi diplomatik bir koz olarak kullandığını, gerçek bir kapatmaya gitmeyeceğini gösteriyor. Öte yandan İran ile Umman arasında boğazın güvenliği ve serbest geçiş ilkesiyle ilgili sürdürülen görüşmeler, bölgesel iş birliği arayışlarının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Umman, Körfez'de tarafsız bir arabulucu rolüyle biliniyor ve daha önce de İran ile Batılı ülkeler arasında gizli müzakerelere ev sahipliği yapmıştı.
Görünür emtia akışı verileri, Hürmüz'deki günlük geçişlerin gemilerin tonilatolarına göre hesaplanan bir ölçümüdür. Bu verilerdeki artış, muhtemelen Çin ve Hindistan gibi büyük Asyalı alıcıların talebine bağlı olarak Körfez ülkelerinin ihracat hacmindeki genel bir genişlemeye işaret ediyor. Ayrıca Covid-19 salgınının başlangıcındaki keskin düşüşün ardından küresel enerji talebinin toparlanması da bu eğilimi destekliyor. Ancak uzmanlar, bölgedeki herhangi bir olayın bu dengeli tabloyu anında bozabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ihtimali, yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini ve jeopolitik dengeleri de derinden etkileyebilecek bir senaryo olarak masada duruyor. ABD Beşinci Filosu'nun Bahreyn'den operasyonlarını yürüttüğü bölgede, Washington'un deniz gücü her an devriye gezmektedir. İran'ın ise hızlı saldırı tekneleri ve mayın döşeme kapasitesi bulunuyor. Bu durum, taraflar arasında riskli bir kedi-fare oyununa yol açıyor. Şu ana kadar karşılıklı askeri angajmanlar sınırlı kalmış olsa da, bir yanlış hesaplama büyük bir çatışmaya tetikleyici olabilir.
İran-Oman görüşmelerinin olumlu bir sonuca ulaşması, Tahran'ın izolasyonunu kırmak ve Körfez'deki gerilimi düşürmek için bir fırsat olarak görülüyor. Umman'ın arabuluculuğu, İran'ın Batı ile dolaylı müzakerelerinde sıkça başvurduğu bir kanal olmuştur. Bu tür bir anlaşma, özellikle İran'ın nükleer talepler karşısında ekonomik baskı altında olduğu bir dönemde, bölgesel güvenlik mimarisine yönelik ilk somut adım olabilir. Ayrıca, bazı Körfez ülkelerinin İran'la diyaloğa açık sinyaller verdiği bir ortamda, bu görüşmeler bölgesel yumuşamanın da habercisi olabilir.
Petrol piyasaları açısından bakıldığında, Hürmüz'deki akışın sürmesi, arz endişelerini hafifletiyor ve fiyatların aşırı yükselmesini engelliyor. Ancak bu durum geçici bir güven duygusu yaratabilir; çünkü gerilimin sona ermesi için kalıcı bir anlaşma şart. Enerji uzmanları, boğazın güvenliğinin yalnızca askeri varlıkla değil, aynı zamanda siyasi diyalogla sağlanabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının büyük bir bölümünü Hürmüz Boğazı üzerinden taşıdığı için bu durum doğrudan ilgilendiriyor. Her ne kadar Türkiye son yıllarda enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışsa da, hâlâ büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke konumunda. Boğazın güvenliği, Türkiye'nin enerji arz güvenliği için hayati öneme sahip. Ayrıca Türkiye, bölgedeki krize taraf olmamakla birlikte, İran'la komşu bir ülke olarak bu gerilimlerden doğrudan etkileniyor. Dolayısıyla Ankara, Hürmüz'de istikrarın korunmasını ve bölgesel gerilimin düşürülmesini açıkça desteklemektedir. Türkiye'nin, gerek Umman ile gerekse İran'la diplomatik ilişkileri göz önüne alındığında, taraflar arasında yapıcı bir rol oynama potansiyeli bulunuyor. Bu çerçevede, boğazda ticaretin sürmesi, Türkiye'nin ekonomik istikrarı için de olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir.