ProPublica'nın ortaya çıkardığı bir soruşturma, ABD'de dolandırıcılıktan hüküm giymiş bir iş adamının, devlet destekli eski teknoloji internet hizmeti satışından yılda 1 milyon dolar kazandığını gösteriyor. Bu para, doğrudan Amerikan vergi mükelleflerinin cebinden çıkıyor. Söz konusu iş adamı, fiber optik altyapıya geçiş sürecinde aracılık yaparak komisyon alıyor; ancak bu hizmetin günümüzde neredeyse hiçbir kullanıcısı kalmamış durumda. Soruşturma, kamu kaynaklarının nasıl israf edildiğini ve eski teknolojilerin sürdürülmesinin bedelini gözler önüne seriyor.
Eski teknoloji, yeni kazanç kapısı
ABD'de telekom sektöründe faaliyet gösteren ve geçmişte mahkumiyet alan girişimci, 'Digital Subscriber Line (DSL)' olarak bilinen eski nesil internet hizmetinin satışından komisyon kazanıyor. DSL, fiber optik altyapının yaygınlaşmasıyla artık neredeyse tamamen terk edilmiş durumda. Ancak federal düzenlemeler, bazı bölgelerde DSL hizmetinin hâlâ sunulmasını zorunlu kılıyor. İşte bu zorunluluk, hükümlü iş adamına her yıl 1 milyon dolar kazandıran bir komisyon sistemini doğuruyor. Şirketler, fibere geçiş yaparken eski abonelerini DSL'de tutmak zorunda kalıyor ve bu geçiş sürecini yönetmek için aracı firmalara yöneliyor. Soruşturma, bu aracı firmalardan birinin sahibinin daha önce benzer bir dolandırıcılıktan hüküm giydiğini ortaya çıkardı.
ProPublica'nın ulaştığı belgelere göre, iş adamı mahkumiyetine rağmen devletle sözleşme yapabiliyor. Federal İletişim Komisyonu (FCC) kuralları, mahkumiyeti olan kişilerin telekom sektöründe faaliyet göstermesine belirli koşullar altında izin veriyor. Bu durum, kamuoyunda büyük tepki çekerken, vergi mükelleflerinin yıllardır kullanılmayan bir hizmet için ödeme yapmaya devam ettiği gerçeği sorgulanıyor. Uzmanlar, DSL'nin artık işlevsel olmadığını, hatta bazı bölgelerde sadece birkaç abonesi kaldığını belirtiyor.
İsrafın bölgesel ve küresel boyutu
Sadece ABD'de değil, dünyanın birçok yerinde eski teknolojilerin zorunlu tutulması benzer israflara yol açıyor. Örneğin, gelişmekte olan ülkelerde bakır kablolu hatların fibere dönüşüm süreci yavaş ilerlerken, bazı şirketler bu geçişten haksız kazanç sağlıyor. ABD'deki bu vaka, telekom sektöründe düzenlemelerin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Küresel çapta internet hizmetlerinin dönüşümü milyarlarca dolarlık bir pazar yaratıyor; ancak bu dönüşümün şeffaflık ve hesap verebilirlik çerçevesinde yürütülmesi gerekiyor. Aksi halde, vergi mükellefleri gereksiz yükler taşımaya devam ediyor.
Soruşturma ayrıca, telekom şirketlerinin eski altyapıyı sürdürmek zorunda kalmasının, fiber yatırımlarını yavaşlattığını ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle kırsal bölgelerde internet erişimini iyileştirme hedeflerine darbe vuruyor. ABD'de milyonlarca hanenin hâlâ yüksek hızlı internete erişemediği düşünüldüğünde, eski teknolojiye yapılan bu ödemelerin fırsat maliyeti daha da belirginleşiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Türk Telekom'un bakır altyapıdan fiber optik ağlara geçişi devam ederken, eski teknolojilerin bakım ve işletme maliyetleri sektörde tartışılmaktadır. ABD'deki bu vaka, Türk düzenleyici kurumlar için önemli bir ders niteliğindedir. Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması, Türkiye'nin dijital dönüşüm hedefleri açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca, benzer suistimallerin önlenmesi için şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu olay, düzenleyici politikaların ne kadar büyük bir ekonomik etkisi olabileceğini gösteren uluslararası bir örnek teşkil etmektedir.