İran, Basra Körfezi'ndeki Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerini durdurma girişimlerinin ardından, şimdi de Yemen'deki müttefiki Husilere Bab el-Mendeb Boğazı'nı kapatma talimatı vererek küresel enerji ticaretine yönelik en ciddi tehdidi başlatmaya hazırlanıyor. Bu adım, Tahran'ın ABD ve Suudi Arabistan'a karşı elindeki en güçlü kozlardan birini kullanacağı anlamına geliyor. Bab el-Mendeb, Süveyş Kanalı'na giden hayati bir su yolu olup, küresel petrol ve doğalgaz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'u bu boğazdan geçiyor. İran'ın bu hamlesi, ABD öncülüğündeki deniz koalisyonuna karşı asimetrik bir savaş stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Hürmüz ve Bab el-Mendeb'in Jeopolitiği
İran, son haftalarda Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere el koyarak ve mayın döşeyerek bölgedeki petrol akışını kesintiye uğratmıştı. Bu girişimler, ABD'nin İran petrol ihracatını sıfırlama yaptırımlarına karşılık olarak başlatıldı. Ancak Tahran, bu eylemlerin yeterli olmadığını düşünerek, baskıyı artırmak için Yemen'deki Husi güçlerini kullanmayı planlıyor. Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'de Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı savaşıyor ve son dönemde su altı patlayıcılarıyla donatılmış insansız deniz araçları (İDA) kullanarak Bab el-Mendeb'de ticari gemileri tehdit ediyor.
Bab el-Mendeb Boğazı, yılda yaklaşık 3,8 milyon varil petrol taşıyan tankerlerin geçtiği stratejik bir nokta. Bu boğazın kapatılması, Süveyş Kanalı'nı devre dışı bırakarak, tankerlerin Afrika'nın güneyini dolaşmasına yol açar ve enerji maliyetlerini ciddi şekilde artırır. İran'ın bu hamlesiyle, sadece ABD'yi değil, Avrupa ve Asya'daki büyük petrol ithalatçılarını da hedef aldığı görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Deniz Krizinin Eşiğinde
İran'ın bu adımı, ABD ve müttefikleri arasında bir deniz krizine yol açabilir. ABD, bölgedeki Deniz Kuvvetleri varlığını artırarak, Husi güçlerinin saldırılarına karşı havadan koruma sağlamaya çalışıyor. Ancak Husilerin elinde bulunan gemisavar füzeler ve İDA'lar, büyük bir deniz gücüyle bile başa çıkılması zor bir tehdit oluşturuyor. Bu durum, dünya petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden olabilir. Uzmanlar, Bab el-Mendeb'in bir hafta süreyle kapatılmasının bile ham petrol fiyatlarında yüzde 20 ila 30'luk bir artışa yol açabileceğini belirtiyor.
Bölgesel düzeyde, İran'ın bu hamlesi Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni doğrudan tehdit ediyor. Bu ülkeler, kendi petrol ihracatları için Bab el-Mendeb'e bağımlı olmasa da, küresel petrol akışındaki kesintilerden etkilenecekler. Ayrıca, Yemen'deki savaşın tırmanmasına ve insani krizin derinleşmesine yol açabilir. Husiler, son yıllarda Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine ve havalimanlarına yönelik saldırılar düzenlemişti; şimdi ise hedeflerini deniz ticaretine kaydırmış durumdalar.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerjisinin büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak, küresel petrol fiyatlarındaki artıştan doğrudan etkilenecektir. Bab el-Mendeb'in kapatılması, doğalgaz ve petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonist baskıları artırabilir. Ayrıca, İran'ın bu hamlesi, Türkiye'nin Katar ve diğer Körfez ülkeleriyle olan ticaretini de sekteye uğratabilir. Bölgesel bir kriz durumunda, Türkiye'nin İran ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi gerekebilir. Ankara, bir yandan İran yaptırımlarına uymak, diğer yandan enerji tedariğini güvence altına almak arasında sıkışmış durumda. Bu nedenle, Türkiye'nin bu krizi yakından izlemesi ve alternatif enerji kaynaklarına yönelmesi kritik önem taşıyor.