TotalEnergies SE'nin Üst Yöneticisi (CEO) Patrick Pouyanné, Hürmüz Boğazı'ndan süper tankerlerle petrol taşımanın maliyetinin yaklaşık 20 milyon dolar olduğunu açıkladı. Bu açıklama, küresel enerji ticaretinde kritik bir geçiş noktası olan boğazda taşımacılık maliyetlerinin ne kadar yüksek olduğunu ve bu durumun tüccarlar ile armatörlere sağladığı geniş kâr marjlarını gözler önüne serdi. Fransa merkezli enerji devinin CEO'su, konuya ilişkin değerlendirmelerini uluslararası bir enerji konferansında yaptı. Pouyanné'nin verdiği rakam, jeopolitik risklerin ve sigorta primlerinin arttığı bir dönemde bölgedeki ticaretin maliyet boyutunu ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin deniz yoluyla taşındığı stratejik bir su yolu olarak biliniyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ve doğalgaz üreticilerinin ihracatının büyük bir kısmı bu boğaz üzerinden gerçekleşiyor. Boğazın en dar noktasında iki kıyı arasındaki mesafe yaklaşık 33 kilometre olup, güvenli geçiş için kullanılan su yolu şeritleri oldukça sınırlıdır. Bu nedenle bölgede yaşanabilecek herhangi bir gerginlik, küresel enerji piyasalarını anında etkileyebiliyor.
Son yıllarda Hürmüz Boğazı'nda İran ile ABD arasında yaşanan gerginlikler, petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve deniz mayınları tehdidi, sigorta primlerini ve navlun oranlarını önemli ölçüde artırdı. 2019 yılında iki tankere yönelik sabotaj saldırısı ve ardından bir İngiliz tankerine el konulması, bölgedeki risk algısını yükseltmişti. Ayrıca, İran'ın nükleer programı konusundaki müzakerelerin kesintiye uğraması ve İsrail-Hamas çatışmasının bölgeye yayılma ihtimali, 2023 ve 2024 yıllarında tansiyonu yeniden artırdı. Bu gelişmeler, nakliye şirketlerinin bölgeden geçen seferler için daha yüksek güvenlik önlemleri almasına ve maliyetleri fiyatlarına yansıtmasına neden oldu.
TotalEnergies CEO'sunun verdiği 20 milyon dolarlık rakam, bir Very Large Crude Carrier (VLCC) ile yapılan tek bir seferin maliyetini temsil ediyor. Bu maliyet; kiralama bedeli, yakıt giderleri, sigorta primleri, geçiş ücretleri ve güvenlik önlemlerini içeriyor. Özellikle sigorta primlerinin, bölgedeki riskler nedeniyle son dönemde katlanarak arttığı biliniyor. Savaş riski sigortası, normal poliçelerin üzerine eklenen ve sefer başına milyonlarca doları bulabilen ek bir maliyet kalemi olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki yüksek maliyetler, küresel petrol fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Petrol tüccarları, bu maliyetleri aşmak için alternatif rota ve tedarik kaynakları arayışına giriyor. Örneğin, ABD'den yapılan ham petrol ithalatı, Orta Doğu'ya olan bağımlılığı azaltmaya yönelik stratejiler geliştirilmesine neden oluyor. Ancak coğrafi olarak Hürmüz Boğazı'nın yerini tutabilecek bir güzergah bulunmuyor. Bu nedenle bölgedeki istikrar, küresel enerji güvenliği için hayati önem taşıyor.
Uzmanlar, yüksek navlun maliyetlerinin özellikle Asya'ya yapılan petrol sevkiyatlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bu boğazdan geçen tankerlerle karşılıyor. Maliyetlerdeki artış, bu ülkelerdeki enflasyonu tetikleyebilir ve ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, gelişmekte olan ülkelerin dış açıklarını büyütebilir ve küresel ekonomik dengesizlikleri derinleştirebilir.
Son dönemde ABD öncülüğünde oluşturulan deniz görev gücü ve bazı ülkelerin bölgeye savaş gemisi göndermesi, güvenlik önlemlerinin artırılmasına yönelik çabalara işaret ediyor. Ancak bu önlemlerin maliyeti de uluslararası kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ayrıca, İran'ın zaman zaman boğazı kapatma tehditleri, petrol piyasalarında panik yaratmaya yetiyor. Bu tür açıklamalar, sigorta şirketlerinin primleri yeniden gözden geçirmesine ve navlun oranlarının artmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Boğazdaki maliyet artışları, küresel petrol fiyatlarına yansıyarak Türkiye'nin enerji faturasını yükseltebilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji tedarikinde çeşitlendirme politikaları kapsamında Hazar ve Orta Doğu kaynaklarına erişim stratejileri, bölgedeki istikrarsızlıktan etkilenebilir. Türkiye, Kerkük-Ceyhan boru hattı gibi alternatif güzergahları geliştirerek ve LNG terminalleri kurarak bu tür risklere karşı önlem almaya çalışmaktadır. Ancak küresel enerji piyasasındaki dalgalanmaların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisi, enerji verimliliğini artırma ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapma ihtiyacını bir kez daha ortaya koymaktadır.