İsrail ordusu Pazartesi günü, Gazze Şehri'nin kuzeybatısındaki El-Şati mülteci kampının kuzeyinde yer alan bir yerleşim bölgesinin tahliye edilmesi emrini verdi. Görgü tanıkları, bölgenin on binlerce yerinden edilmiş Filistinliye ve yerel sakinlere ev sahipliği yaptığını belirtti. Bu gelişme, İsrail'in bölgeye yönelik askeri operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geldi. Tahliye emri, İsrail ordusunun Arapça sözcüsü Avichay Adraee tarafından sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamayla duyuruldu. Adraee, bölgede yaşayan Filistinlilere güvenli olduğu belirtilen batı Gazze'deki bölgelere gitmeleri çağrısında bulundu. Ancak uluslararası insani yardım kuruluşları, Gazze'de güvenli bölgelerin fiilen bulunmadığını ve sivillerin sürekli olarak yerlerinden edildiğini vurguluyor.
İsrail ordusunun yayınladığı tahliye haritasında, söz konusu bölge kırmızı renkle işaretlenerek acil tahliye uyarısı yapıldı. Bu emir, İsrail'in Gazze'ye yönelik kara saldırılarının ve hava bombardımanlarının sürdüğü bir dönemde geldi. Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 85'inin (yaklaşık 1,9 milyon kişi) yerinden edildiğini ve bunların büyük bölümünün defalarca yer değiştirmek zorunda kaldığını bildiriyor. Tahliye bölgesinin, Al-Shati kampına yakınlığı nedeniyle yoğun nüfuslu bir alan olduğu ve daha önce de İsrail saldırılarının hedefi olduğu biliniyor. Sivil savunma ekipleri, bölgede hâlâ mahsur kalan insanlar olduğunu ve tahliye sırasında güvenli bir geçişin sağlanamadığını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği saldırılardan bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik geniş çaplı bir hava ve kara operasyonu yürütüyor. Saldırılarda 1.100'den fazla İsraillinin öldüğü ve yaklaşık 250 kişinin rehin alındığı belirtilmişti. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarında şu ana kadar 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Tahliye emirleri, İsrail'in güvenlik gerekçesiyle sivil nüfusu belirli bölgelerden uzaklaştırmayı amaçlayan politikasının bir parçası olarak sık sık tekrarlanıyor. Ancak bu uygulamalar, uluslararası kamuoyunda savaş suçu olarak nitelendiriliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in tahliye emirlerinin sivillerin güvenliğini sağlamadığını, aksine onları daha tehlikeli bölgelere sürüklediğini rapor ediyor. Ayrıca Gazze'nin kuzeyindeki bölgelerin tamamen yok edilmesi, bölgede yaşam koşullarını felaket boyutuna taşıdı. Temiz suya erişim, gıda tedariki ve sağlık hizmetleri neredeyse tamamen durmuş durumda. Birleşmiş Milletler, Gazze'de kıtlık riski olduğu konusunda defalarca uyarıda bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu tahliye emri, İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes müzakerelerinin de kesintiye uğradığı bir dönemde geldi. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde henüz kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. ABD Başkanı Joe Biden'ın ateşkes planına İsrail tarafından net bir onay verilmedi. Bölgede tansiyonun yükselmesi, Lübnan sınırında Hizbullah ile yaşanan çatışmaların derinleşmesine yol açtı. İsrail ordusu, Hizbullah'a karşı da kuzey cephesinde operasyonlarını sürdürüyor. Bu durum, Ortadoğu'nun genelinde bir savaş riskini artırıyor. Uluslararası toplum, Gazze'deki insani durumun daha da kötüleşmemesi için çağrılarda bulunuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2513 sayılı kararla ateşkes çağrısı yapmış ancak bu kararın uygulanması sağlanamadı. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Khan, İsrail'in Gazze'de işlediği iddia edilen savaş suçlarıyla ilgili soruşturma başlatmıştı. Ancak bu sürecin sonuçlanması yıllar alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin sona ermesi için Filistin yönetimi ve uluslararası toplumla iş birliği içinde hareket etmektedir. Bu tahliye emri, bölgesel istikrarı daha da tehdit eden bir gelişme olarak Türk dış politikasını yakından ilgilendirmektedir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini insani yardım koridorlarının açılması ve ateşkes sağlanması koşullarına bağlamıştır. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu'daki arabuluculuk çabalarını zorlaştırmakta ve bölgede gerginliği artırmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile ticari ilişkileri askıya alması ve Gazze'ye yönelik insani yardım girişimleri, bu süreçte daha da önem kazanmıştır. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdinde yaptığı girişimler ve Filistin devletine verdiği destek, bu tür tahliye emirlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki tutumunu güçlendirmektedir.