Orta Doğu'nun kritik enerji koridoru Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi sayısı, bölgede artan İran-ABD gerilimi ve güvenlik endişeleri nedeniyle tek haneli rakamlara düştü. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan bilgilere göre, günlük transit geçişleri normalde onlarca tankeri bulan boğazda, son günlerde bu sayı 10'un altına indi. Bu düşüş, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz'de ciddi bir tıkanma yaşandığını gösteriyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin arka planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan ve Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar, Irak ve İran gibi büyük petrol üreticilerinin ihracat yollarının üzerinde bulunan stratejik bir su geçidi. ABD Donanması'nın 5. Filosu'na ev sahipliği yapan bölge, yıllardır İran ile Batı arasında bir güç mücadelesine sahne oluyor. Son haftalarda İran'ın boğazda askeri tatbikatlar düzenlemesi, ABD'nin bölgeye ek savaş gemileri konuşlandırması ve karşılıklı tehditler, ticari gemi sahiplerini ve sigorta şirketlerini alarma geçirdi.
Middle East Eye'ın aktardığına göre, boğazdan geçen ticari gemilerin sayısındaki düşüş yalnızca askeri tatbikatlardan değil, aynı zamanda artan sigorta maliyetleri ve mürettebat güvenliği endişelerinden kaynaklanıyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve çeşitli denizcilik otoriteleri, bölgede seyreden gemilere yönelik tehdit seviyesini yükseltmiş durumda. Bazı armatörler, Hürmüz yerine Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu'nu dolaşan daha uzun ve maliyetli rotaları tercih etmeye başladı. Ancak bu alternatif, hem süreyi hem de yakıt maliyetlerini önemli ölçüde artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz'deki geçiş sayısındaki azalma, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açtı. Brent petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 2'nin üzerinde artış gösterdi. Asya ve Avrupa'daki rafineriler, ham petrol tedarikinde aksamalar yaşanabileceği endişesiyle stoklarını artırma yoluna gidiyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, 2023 yılında Hürmüz Boğazı'ndan günde yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti. Bu, deniz yoluyla taşınan küresel petrolün neredeyse üçte biri anlamına geliyor. Dolayısıyla boğazdaki herhangi bir kesinti, dünya ekonomisi için ciddi bir şok etkisi yaratabilir.
Uzmanlar, İran'ın nükleer programı ve bölgesel etkisi konusunda ABD ile yaşadığı anlaşmazlığın Hürmüz'ü bir koz olarak kullanma riskini artırdığını belirtiyor. Tahran yönetimi zaman zaman boğazı kapatma tehdidinde bulunuyor; ancak bu, İran'ın kendi petrol ihracatını da sekteye uğratacağı için genellikle caydırıcılık amaçlı bir söylem olarak değerlendiriliyor. Yine de son gelişmeler, bölgede yanlış hesaplama veya kazara çatışma olasılığını artırmış durumda. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ekonomileri, enerji ithalatlarının büyük bölümünü Hürmüz üzerinden yapıyor. Bu ülkelerin ekonomik istikrarı, boğazdaki güvenliğe doğrudan bağlı.
Diğer yandan, Hürmüz'deki tıkanıklık, Katar'ın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatını da etkiliyor. Katar, dünyanın en büyük LNG ihracatçısı ve tüm sevkiyatını bu boğazdan gerçekleştiriyor. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışırken, Katar gazına olan bağımlılığı artmıştı. Hürmüz'deki istikrarsızlık, Avrupa'nın enerji güvenliğini de tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin azalması, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ekonomik istikrarı açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, ham petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran, Irak ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinden karşılıyor. Boğazdaki olası bir kesinti, bu tedarik zincirinde aksamalara yol açarak enerji fiyatlarını yükseltebilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik ve ticari ilişkilerini de zorlaştırabilir. Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, Hürmüz'deki gerilimin tırmanması bu dengeyi sarsabilir. Enerji ithalatında çeşitlendirmeye gitmek ve alternatif rotalar (örneğin Ceyhan üzerinden) geliştirmek Türkiye için stratejik bir öncelik olmalı.