Küresel enerji piyasaları, Hürmüz Boğazı'ndan Karadeniz'e uzanan kritik tedarik hatları üzerindeki artan baskının etkisiyle yeni bir şok dalgasıyla karşı karşıya. Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler ve Rusya-Ukrayna savaşının enerji altyapısına yönelik tehditleri, dünya petrol arzının güvenliğini sorgulatırken, ham petrol fiyatlarındaki oynaklık akaryakıt pompa fiyatlarına yansımaya başladı. Uzmanlar, arz kesintisi senaryolarında varil fiyatının 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Kritik Deniz Yollarında Artan Baskı
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri, İran ile Umman arasındaki Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Tahran yönetiminin nükleer programı nedeniyle uygulanan yaptırımlar ve bölgedeki vekalet savaşları, bu stratejik geçiş noktasını sürekli bir risk unsuru haline getiriyor. Son aylarda Hürmüz'de yaşanan tanker sabotajları ve İran devrim muhafızlarının el koyduğu gemiler, sigorta maliyetlerini artırarak petrol taşımacılığını zorlaştırdı.
Kızıldeniz'de Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya giden petrol akışını sekteye uğrattı. Bu durum, nakliye şirketlerini Ümit Burnu üzerinden daha uzun ve maliyetli rotalara yönlendirdi. Küresel tedarik zincirindeki bu kırılganlık, enerji fiyatlarına doğrudan yansıyor.
Karadeniz ise Rusya'nın Ukrayna limanlarına yönelik saldırıları ve mayın tehdidi nedeniyle güvenli olmayan bir koridor haline geldi. Buğday ve ayçiçek yağı ihracatının yanı sıra Azerbaycan petrolünün de taşındığı Bakü-Tiflis-Ceyhan hattına alternatif deniz yolları risk altında. Rusya'nın Novorossiysk limanından yapılan petrol sevkiyatları da zaman zaman kesintiye uğruyor.
OPEC+ ve Arz Dinamikleri
Suudi Arabistan öncülüğündeki OPEC+ grubu, üretim kotalarını kademeli olarak artırsa da, bu artış piyasa beklentilerini karşılamaktan uzak. Grubun fiili lideri Riyad, fiyat istikrarını korumak adına temkinli bir yol izliyor. Öte yandan ABD'deki kaya petrolü üreticileri, yatırımcı baskısı ve çevresel düzenlemeler nedeniyle üretim artışını sınırlı tutuyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel petrol talebinin 2024'te günde 1,2 milyon varil arttığını, arzın ise jeopolitik riskler nedeniyle aynı hızda büyüyemediğini raporladı. Stok seviyeleri son beş yılın ortalamasının altında seyrediyor. Bu dengesizlik, fiyatları yukarı yönlü baskılıyor.
Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin cari açığını önemli ölçüde genişletiyor. Brent petrolü, yıl başından bu yana yüzde 15'in üzerinde değer kazandı. Akaryakıt fiyatları ise döviz kuru ve ÖTV gibi yerel faktörlerle birleşerek rekor seviyelere ulaştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal eden bir ülke olarak petrol şoklarına karşı yapısal bir kırılganlığa sahip. Hürmüz'deki istikrarsızlık, İran'dan yapılan petrol ithalatını riske atarken; Karadeniz'deki gerilim, Rusya'dan gelen doğalgaz ve petrol akışını tehdit ediyor. Olası bir arz kesintisi, cari açığı büyütür, enflasyonu körükler ve TL üzerindeki baskıyı artırır. Ayrıca Ceyhan limanı, Azerbaycan ve Irak petrolünün ihraç noktası olarak bölgesel önemini koruyor. Ankara'nın enerji arz güvenliğini çeşitlendirmesi ve yenilenebilir kaynaklara yönelmesi stratejik bir zorunluluk haline geliyor.