Hindistan hükümetinin üst düzey bir ekonomi danışmanı, ABD ile ilişkilerin ticaret anlaşmazlıkları nedeniyle "rahatsız edici bir dengede" olduğunu söyledi. Açıklama, iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik gerilimin sürdüğünü gösteriyor. Hindistan, ABD'nin çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği ek vergilerin yanı sıra, bazı tarım ürünlerine yönelik ticaret engellerinden şikayetçi. ABD ise Hindistan'ın yüksek gümrük tarifeleri ve fikri mülkiyet hakları konusundaki uygulamalarını eleştiriyor.
Ticaret Anlaşmazlıklarının Arka Planı
ABD ile Hindistan arasındaki ticaret ilişkileri son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izledi. 2018'de ABD, Hindistan'a yönelik çelik ve alüminyum ithalatına ek vergi getirdi; Hindistan da buna karşılık olarak bazı ABD ürünlerine misilleme tarifeleri uyguladı. 2019'da ABD, Hindistan'ın gelişmekte olan ülkelere tanınan ayrıcalıklı ticaret statüsünü (GSP) sonlandırdı. Bu adım, Hindistan'ın ABD'ye yaptığı 5,6 milyar dolarlık ihracatı olumsuz etkiledi. Hindistan ise ABD'nin tarım ürünlerine, özellikle elma, badem ve ceviz gibi ürünlere yönelik yüksek gümrük vergilerini sürdürüyor. İki ülke arasında kapsamlı bir ticaret anlaşması için müzakereler devam ediyor ancak somut bir ilerleme kaydedilemedi.
Hindistan Ekonomi Danışmanı, konuşmasında "Bu ilişki ne tam bir işbirliği ne de açık bir çatışma; daha çok rahatsız edici bir denge" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, bu dengenin her iki taraf için de maliyetli olduğunu belirtiyor. Hindistan, ABD pazarına erişimini kaybetmek istemezken, ABD de Hint-Pasifik bölgesinde Hindistan'ı Çin'e karşı bir denge unsuru olarak görüyor. Ticaret verilerine göre, 2022'de iki ülke arasındaki mal ticareti 128 milyar dolara ulaştı; ancak bu rakam potansiyelin altında. Hindistan'ın ABD'ye ihracatı ağırlıklı olarak ilaç, mücevher, tekstil ve bilgi teknolojileri hizmetlerinden oluşuyor. ABD ise Hindistan'a makine, uçak, kimyasal madde ve savunma ekipmanı satıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan-ABD ilişkilerindeki bu "rahatsız edici denge", sadece iki ülkeyi değil, küresel ticaret sistemini de etkiliyor. ABD, Çin'e karşı bir denge politikası izlerken Hindistan'ı stratejik bir ortak olarak görüyor. Ancak ticaret anlaşmazlıkları, bu ortaklığın ekonomik ayağını zayıflatıyor. Hindistan ise Rusya ile geleneksel bağlarını koruyor ve Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlara katılmıyor. Bu durum, ABD ile Hindistan arasında zaman zaman gerilime yol açıyor. Öte yandan Hindistan, Dünya Ticaret Örgütü'nde (WTO) gelişmekte olan ülkelerin haklarını savunuyor ve ABD'nin tek taraflı ticaret adımlarına karşı çıkıyor. Uzmanlar, iki ülkenin stratejik çıkarlarının ortak olduğunu ancak ekonomik rekabetin ilişkileri karmaşıklaştırdığını vurguluyor.
Küresel tedarik zincirlerindeki kaymalar da bu dengeyi etkiliyor. ABD, Çin'e olan bağımlılığını azaltmak için Hindistan'ı alternatif bir üretim merkezi olarak görüyor. Apple gibi şirketler üretimlerinin bir kısmını Hindistan'a taşıdı. Ancak Hindistan'ın altyapı eksiklikleri ve bürokratik engelleri, bu süreci yavaşlatıyor. Ayrıca Hindistan, ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar nedeniyle İran'dan petrol ithalatını durdurmak zorunda kaldı; bu da enerji güvenliği açısından sorun yarattı. Tüm bu faktörler, ilişkilerin "rahatsız edici denge" tanımını doğruluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan ile ABD arasındaki ticaret gerilimi, Türkiye için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, hem ABD hem de Hindistan ile ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. ABD ile yaşanan S-400 ve F-35 krizleri, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde benzer bir "rahatsız edici denge" içinde olduğunu gösteriyor. Hindistan'ın ABD ile ticaret anlaşmazlıkları, küresel ticaretin parçalanmasını hızlandırabilir ve korumacılığı artırabilir. Bu ortamda Türkiye, ihracat pazarlarını çeşitlendirmek ve Asya ile bağlarını güçlendirmek için fırsatlar arayabilir. Ayrıca Hindistan'ın Rusya ile yakın ilişkisi, Türkiye'nin Rusya politikasına paralellik gösteriyor; bu da iki ülke arasında işbirliği alanları yaratabilir. Ancak Türkiye'nin öncelikli hedefi, ABD ile ticaret hacmini artırmak ve yaptırım tehditlerini aşmak olmalı.