Petrol fiyatlarının yeniden varil başına 100 doların üzerine çıkmasıyla birlikte, Washington yönetimi Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin normale döndüğü mesajını veriyor. Ancak bölgedeki askeri hareketlilik, sigorta şirketlerinin artan risk primleri ve tanker seferlerindeki dalgalanmalar, bu iyimser tablonun gerçeği yansıtmadığına işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği en kritik deniz koridorlarından biri. Son haftalarda bölgede yaşanan gerginlikler, İran'a ait hızlı hücumbotların ticari gemilere müdahale girişimleri ve ABD donanmasının refakat görevlerini artırması, boğazdaki seyir güvenliğini yeniden tartışmaya açtı. ABD Savunma Bakanlığı ve Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), koalisyon güçlerinin bölgede devriye faaliyetlerini yoğunlaştırdığını, ticari gemilere yönelik tehditlerin püskürtüldüğünü duyurdu. Beyaz Saray Sözcüsü, "Hürmüz'de seyrüsefer serbestisi korunuyor" açıklamasıyla piyasaları sakinleştirmeye çalıştı.
Buna karşın Londra merkezli denizcilik sigorta şirketleri, Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde seyreden tankerler için savaş riski primlerini son bir ayda yüzde 40'a varan oranda artırdı. Lloyds List Intelligence verilerine göre, boğazdan geçen günlük tanker sayısı, gerilimin tırmandığı dönemde 50'nin altına düşmüşken, şu sıralar 60-65 bandında seyrediyor; ancak bu rakam geçen yılın ortalaması olan 75'in hâlâ altında. Piyasa analiz şirketi Kpler'in takip verileri de benzer bir tabloyu doğruluyor: ham petrol taşımacılığında kısmi bir toparlanma var, fakat normal seviyelere dönüş için henüz erken.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), aylık raporunda küresel petrol arzında yaşanan kesintilerin fiyatları yukarı çektiğini belirterek, "Hürmüz'deki istikrarsızlık algısı, arz güvenliği endişelerini canlı tutuyor" değerlendirmesini yaptı. Brent petrolü, hafta başında 101 dolarla son sekiz ayın en yüksek seviyesini gördü. ABD Başkanı, stratejik petrol rezervlerinden ek satış yapılabileceği sinyalini verirken, Suudi Arabistan ve BAE'nin üretim artırımı konusunda isteksiz davranması fiyat baskısını derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrar, yalnızca enerji piyasaları için değil, küresel ticaret ve jeopolitik denge açısından da hayati önem taşıyor. Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore, ithal ettikleri petrolün büyük bölümünü bu koridordan geçiriyor. Dolayısıyla boğazdaki herhangi bir aksama, Asya ekonomilerinden Avrupa'ya uzanan bir dalga etkisi yaratabilir. ABD'nin "trafik normale döndü" açıklaması, aslında hem müttefiklerini hem de petrol piyasalarını rahatlatma çabası olarak okunmalı. Zira Washington, İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, aynı zamanda Körfez'de tansiyonun düşürülmesini istiyor.
İran cephesinde ise farklı bir söylem hâkim. Tahran yönetimi, devrim muhafızlarına bağlı deniz kuvvetlerinin tatbikatlarını sürdüreceğini, "düşman unsurların bölgede varlık göstermesine izin verilmeyeceğini" açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Hürmüz'ün güvenliğinin bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğini savunarak, ABD öncülüğündeki koalisyonu "gerginlik kaynağı" olmakla suçladı. Bu karşılıklı restleşme, boğazdaki risk algısını yüksek tutuyor.
Uzmanlar, Hürmüz'deki trafiğin "normale döndüğü" yönündeki açıklamaların siyasi bir mesaj olduğunu, sahadaki gerçekliğin ise kırılgan olduğunu vurguluyor. Deniz güvenliği analisti Dr. Sarah McLean'e göre, "Sigorta primleri ve tanker rotaları, resmi açıklamalardan daha güvenilir göstergeler. Primler düşmedikçe normale dönüşten söz edilemez." Benzer şekilde, enerji ekonomisti Fatih Birol da (IEA Başkanı) küresel petrol arzının Kızıldeniz ve Hürmüz gibi iki kritik boğazda eşzamanlı risklerle karşı karşıya olduğunu belirtmişti.
Öte yandan, Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle Süveyş Kanalı trafiğinin azalması, Hürmüz'e olan bağımlılığı daha da artırmış durumda. Avrupa'ya giden petrol ve LNG tankerleri, Ümit Burnu üzerinden uzun ve maliyetli rotalara yönelmek zorunda kalıyor. Bu durum, Hürmüz'deki herhangi bir kesintinin etkisini katlayarak büyütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının yaklaşık yüzde 90'ını deniz yoluyla gerçekleştiren bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri yakından izlemek durumunda. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açık ve enflasyon üzerinden Türkiye ekonomisine doğrudan baskı yapıyor. Ayrıca Türk deniz ticaret filosunun bölgede artan sigorta maliyetleri, ihracatçılar için ek yük getiriyor. Jeopolitik açıdan ise Türkiye, hem ABD hem İran ile dengeli ilişkiler yürütürken, Körfez'deki istikrarsızlığın kendi güvenlik çevresine sıçramasını engellemek istiyor. Hürmüz'de tansiyonun düşmemesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel denklemdeki konumunu daha da hassaslaştırabilir.