Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) başlattığı tahliye operasyonu kapsamında, İran savaşı nedeniyle Basra Körfezi'nde mahsur kalan yaklaşık 11 bin denizcinin kurtarılması için çalışmalar devam ederken, stratejik Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiğinin giderek iyileştiği bildiriliyor. Bölgedeki deniz trafiğini izleyen kaynaklar, geçişlerin son haftalarda belirgin şekilde arttığını ve normal seviyelere yaklaştığını ifade ediyor.
Tahliye operasyonunun detayları
IMO'nun koordinasyonunda yürütülen operasyon, çatışmalar nedeniyle limanlarda ve açık denizde mahsur kalan ticari gemi mürettebatının güvenli bir şekilde bölgeden çıkarılmasını hedefliyor. Yetkililer, denizcilerin çoğunluğunun Güney Asya ve Filipinler kökenli olduğunu, bir kısmının ise farklı milletlerden oluştuğunu belirtiyor. İlk etapta 5 bin kişinin tahliye edildiği, kalan 6 bin kişinin ise önümüzdeki haftalarda kurtarılması planlanıyor. Operasyon, bölgedeki bazı tarafsız ülkelerin sağladığı gemiler ve IMO'nun kiraladığı özel tahliye araçlarıyla yürütülüyor.
Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği hayati bir enerji koridoru. İran savaşının başlamasıyla birlikte boğazda güvenlik endişeleri artmış, pek çok gemi rotasını değiştirmiş veya beklemeye geçmişti. Ancak son haftalarda IMO ve bölgesel güçlerin aldığı önlemler sayesinde gemi geçişlerinde belirgin bir iyileşme sağlandı. Uzmanlar, boğazdaki trafiğin tamamen normale dönmesinin küresel enerji fiyatlarının istikrarı açısından kritik olduğunu vurguluyor.
Petrol fiyatları, boğazdaki iyileşme haberleriyle birlikte kısmen gerilerken, sigorta primlerinde de düşüş yaşandı. Bölgede faaliyet gösteren armatörler, ticari gemilerin korunması için uluslararası bir deniz gücünün varlığını sürdürmesinin önemine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın istikrarı, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir bölümünü Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Boğazdaki aksama, Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Doğu'da artan diplomatik ve ticari angajmanı, bu tür krizlerin bölgesel güvenlik boyutunu da öne çıkarıyor. Türkiye, NATO müttefiki olarak bölgede deniz güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunabilir ve IMO operasyonlarını lojistik olarak destekleyebilir. Gelişme, Türkiye'nin enerji ticaretinde kullandığı alternatif rotaların önemini bir kez daha hatırlatıyor.