İran savaşı sırasında stratejik Hürmüz Boğazı'na döşenen kara mayınları, bu hafta imzalanan mutabakat zaptı uyarınca ticari gemi trafiğinin bir an önce normale dönmesi yönündeki planları sekteye uğratıyor. ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Amerikan askerlerinin 'birkaç mayını avlamaya başladığını' söylerken, boğazın tamamen yeniden açılmasının tahmin edilenden daha uzun sürebileceği belirtiliyor. Konuyla ilgili uzmanlar, mayınların tespit ve imha sürecinin en az birkaç hafta sürebileceğini, bu durumun bölgedeki petrol ve doğalgaz sevkiyatını etkileyerek küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabileceğini ifade ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Basra Körfezi'ndeki tansiyonun artmasıyla birlikte, İran'ın 2019 yılında Hürmüz Boğazı'nı geçici olarak bloke etmesi ve bu süreçte boğaza yerleştirdiği mayınlar, uluslararası deniz ticaretini tehdit ediyor. Geçtiğimiz hafta İran ile ABD arasında imzalanan mutabakat zaptı, gemilerin güvenli geçişini sağlamak ve gerginliği azaltmak amacı taşıyordu. Ancak anlaşma kapsamında mayınların temizlenmesi için net bir takvim belirlenmemişti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada, deniz mayınlarına karşı özel eğitimli ekiplerin bölgeye sevk edildiği ve mayın avlama operasyonlarının başladığı duyuruldu. Yetkililer, mayınların tam olarak nerede olduğunun tespit edilmesinin bile zaman alabileceğini, çünkü İran'ın bazı mayınları gizli konumlara yerleştirdiğini belirtiyor.
Öte yandan, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musavi, mayınların sadece savaş gemilerini hedef aldığını, ticari gemilerin zarar görmemesi için önlem alındığını iddia etti. Ancak ABD'li yetkililer, bu mayınların tüm deniz araçları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve mutabakata rağmen mayınların kaldırılmamasının anlaşmanın ruhuna aykırı olduğunu savunuyor. Bölgede faaliyet gösteren uluslararası sigorta şirketleri, mayın tehdidi nedeniyle Körfez'de seyreden gemilerin primlerini yükseltirken, bazı nakliye şirketleri rotalarını değiştirme kararı aldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir geçiş noktası. Boğazın uzun süreli kapanması, başta Japonya, Hindistan, Çin ve Güney Kore olmak üzere enerji ithalatına bağımlı ülkeleri doğrudan etkileyecek. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), mayın temizliğinin gecikmesi halinde petrol fiyatlarının varil başına 5-10 dolar artabileceği uyarısında bulundu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, boğazın alternatifi olarak kullanılan petrol boru hatlarını devreye alırken, bu hatların kapasitesi sınırlı olduğu için küresel arzda daralma yaşanabilir.
Analistler, mayın krizinin aynı zamanda ABD-İran ilişkilerinde yeni bir güven bunalımı yaratabileceğini belirtiyor. Trump yönetimi mutabakatı diplomatik bir başarı olarak sunmaya çalışırken, mayınların varlığı İran'ın samimiyeti konusunda şüpheler doğuruyor. Özellikle ABD'deki seçim süreci öncesinde, Başkan Trump'ın İran'a karşı sert söylemini yeniden canlandırması ve yeni yaptırımlar getirmesi olası. Bölgesel güçlerden Suudi Arabistan ve İsrail ise ABD'nin İran'a karşı daha kararlı bir tutum almasını isterken, Avrupa ülkeleri diyalog ve diplomasi çağrısını yineliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki mayın krizi, Türkiye'yi doğrudan olmasa da dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını İran ve Irak'tan ithal ediyor; ancak bu ithalatın bir kısmı Basra Körfezi'nden geçen tankerlerle yapılıyor. Boğazın kapanması veya gecikmeler, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırarak cari açığı büyütebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleriyle geliştirdiği enerji koridorları (TANAP, Bakü-Tiflis-Ceyhan) bu krizin etkisini sınırlasa da, küresel petrol fiyatlarındaki artış Türkiye'yi olumsuz etkileyecektir. Güvenlik boyutu ise daha karmaşık: Türkiye, İran ile sınır komşusu olması nedeniyle bölgesel istikrarsızlıktan endişe duyuyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin İran ile ticari ilişkilerini ve enerji anlaşmalarını zora sokabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin hem ABD hem İran ile dengeli bir diplomasi yürütmesi ve enerji arz güvenliğini çeşitlendirme politikalarını hızlandırması bekleniyor.